Bir Oligarkın Yükselişi ve Düşüşü

 

 

Khdorkovski olayının batı basınında ele alınışı, Atlantik basınının Rusya’ya sistematik olarak uyguladığı “çifte standardı” gösteriyor. Aynı yollara başvuran iş adamları Avrupa ve ABD’de ağır cezalar alırlarken, Londra ve Washington’dan bakınca Mikhail Khodorkovski o kadar yararlı bir partnerdi ki ne olursa olsun savunulmalıydı.

 

Restorasyon zengini Mikhail Khodorkovski "Stalitsa" (Rusça "Sermaye") dergisinin kapağında paradan para çıkarırken görülüyor...

 

 

SSCB dağıldığından beri, Rusya Federasyonu’nun olası parçalanması ABD’nin hayallerini süslüyor. Böylece tek ciddi rakibi ortadan kalkabilirdi. Bu hedef doğrultusunda, iktidara aç genç kurtlara sarılmayı bildi. Boris Yeltsin’in gölgesinde, Washington, Londra ve Tel Aviv’in de kutsamasıyla, 22 hırslı adam ülkenin temel zenginliklerini paylaştı. Bu “oligarklardan” en zengini, Mikhail Khodorkovski, söz konusu destabilizasyon girişiminde derhal müttefikleri oldu. Sahip olduğu Yukos adlı canavar şirketin öyküsü, jeopolitik, ekonomik, sosyo-psikolojik ve politik yönler içermektedir.

 

Kendisi, Rusya’da görülen en kirli yöntemlerle oligark olmakla ünlendi. Buna rağmen destekçileri ve devasa propaganda kampanyaları sayesinde en saygın bir altın çocuk imajı edindi. Fakat ne o, ne diğer türdeşleri zenginlik yaratmadılar, yalnızca, Wall Street ve City’nin yüksek mutlulukları için gereken her şeyi ülkeden çıkarttılar. Bu oligarklardan hiçbiri bilimsel ya da teknolojik buluş yapmadı, herhangi bir alanda bir patent almadı. Yalnızca yasaları açıkça çiğnemeden, amaçlarına ulaşmak için tüm yasal boşluklardan yararlandılar. Özellikle Bay Mikhail Khodorkovski, daha da ileri giderek ülkenin politik kontrolünü de ele geçirmek istedi.

 

Mikhail Borissovitch Khodorkovski 1963’te doğdu, Moskova’da büyüdü. Annesi “Calibre” fabrikasında mühendis, babası ise aynı işletmede başteknisyendi.

 

Kimya eğitimiyle Komsomol’da (Komünist Partisi gençlik örgütü) yükselmeyi bir arada yürüttü[1]. Zaten ilk şirketini de bu örgütteki yönetici görevleri sayesinde kurdu, o dönem bir kooperatif olan bu şirketin adı MENATEP’ti[2]. Sonradan ticari bir yapıya dönüşecek olan ilk kafe’sini açmasına izin veren, Gorbaçov’un 1987-88 tarihli işletmelerin otonom yönetimleri üzerine kararnameleri idi[3]. Karaborsadan gelen parayı aklamak zorunda olan yönetici çevrelerin teşviklerinden de yararlandı. ABD’li gazeteci Paul Klebnikov’la bir röportajında[4], Bay Khodorkovski, 1988 yılında bilgisayar, konyak ya da taşlanmış kot gibi çeşitli malların ticaretiyle 130 milyon dolar kazandığını söylüyordu.

 

1990 yılında banka olarak kaydını yaptıran Menatep hızla genişledi. Her ne kadar Marksist-Leninist besinle büyümüş olsa da, Bay Khodorkovski, yatırımcıları ve memurları gelecek vaadeden iş planlarıyla ikna etme konusunda kısa sürede ustalaşmakta sıkıntı çekmedi. Menatep-Impex Rusya’yla Küba arasında petrol-şeker alış verişi işini kaptı. Banka Çernobil kazasının kalıntılarını temizlemek için ayrılan fonları da birgüzel sahiplendi. Grup, çoğunluğu hala devletin elinde olan en büyük Rus ihracat şirketlerinin hesaplarını yöneterek bir servet kazandı. 1992’de, özelleştirilmeleri sırasında bu şirketleri satın almak için gene bunların kendi fonlarını kullanmayı başardı!

 

İşte devlet ve maliye görevlileriyle bu ilişkileri sayesinde (sonradan bu görevlilerin çoğu kaynak hortumlamadan ceza almıştır) bu adam bu kadar rahat davranabildi. Hemen Yeltsin’in yakın çevresine girdi ve yurtdışına birçok resmi geziye katıldı[5]. Bu yeni yayılma politikasının doruk noktası, 1995 yılında petrol şirketi Yukos’un ele geçirilmesi oldu. Bu yıl, İngiliz ve Amerikalılar’ın seçtiği bir avuç para babasının -Vladimir Potanin’in Viktor Çernomirdin hükümetine önerdiği “hisse karşılığı borç” uygulaması sayesinde- ülkenin kaynaklarını paylaştığı yıldı. Bir araya gelen oligarklar, değerlerini zaten kendilerinin belirlediği ülkenin en büyük işletmelerinin hisse senetleri karşılığında, hükümete 2 milyar dolara yakın borç verdiler. Bu düzenbazca anlaşmayı ortaya koyan, Boris Yeltsin’in etrafındakilerdi, karşılık olarak iktidarda kalması sağlanacaktı. 1991 komplosu sırasında ele geçirdiği ve kendisine Rusya’yı yağmalama, daha doğrusu -doğrudan fayda sağlamadığına göre- avcıların önüne atma işini başlatma imkânını veren iktidarda. Böylece, ancak 2 dakika süren hileli açık arttırmalarda[6] Khodorkovski, Rusya’nın ikinci, dünyanın dördüncü petrol şirketi Yukos’un %78’ini, gerçek değerinin çok altında olan 350 milyon dolara ele geçirdi, tarihinin iyi dönemlerinde bu şirkete 40 milyar dolar değer biçilmişti. Bu tarihten itibaren, yeni petrol imparatoru, farklı isimlerle bağımsızlık görüntüsü verilen birçok şirketin başına geçecekti. Bu parçalı yapının ustaca kurulması, bugün bu kişilerle her türlü bağı inkâr etmesini sağlıyor. Yargıçsa kendisini dolandırıcılarla işbirliği yapmakla suçluyor. Baya Hodorkovski’nin karton adamlarından bazıları 30 kadar şirketi ellerinde tutuyordu, bazıları da gerçekte zihinsel bakımdan üstlendikleri görevi yerine getiremeyecek kişilerdi[7].

 

Şirketin yeni sahibi olmasıyla birlikte, Khodorkovski demirden bir elle üretimin yeniden organizasyonuna girişti. Düşük ücretlerinden ve kötü çalışma şartlarından yakınan işçilere şöyle diyordu: “İşinize gelmiyorsa, Çinliler’i getirtirim ve dışardan onlara bakmakla yetinirsiniz!”. İşçiler o sırada sustular, başka seçenekleri yoktu, ama hafızalarına kaydettiler. Ücretler çoğunlukla ayni olarak ödeniyordu, şirket hiç parası olmadığından yakınıyordu, varlığını sürdürmek için tek çaresi ücretleri düşürmekti. Vladimir Tatarin[8], birçok çalışma bölgesinde işçilerin bulabildikleri tüm köpekleri yediğini hatırlıyor. Aynı sırada, dev şirket, petrolünü Amoco Eurasia Petroleum Company’ye aktarıyordu, özellikle de ham üretiminin temelini sağlayan Nefteyougansk bölgesinde. Amoco bölgede çok büyük projelere hazırlanıyordu.

 

Unutmayalım ki, Menatep bankası aracılığıyla Khodorkovski, gerçekte Yukos’un çoğunluk hissesini para vererek satın almadı, söz konusu olan bir yatırım vaadiydi. Spekülatör, devletin parasıyla kendi hesabına bir mal almış ve işinin toplumsal yönünü hiç umursamadan meyvelerini topluyordu. Elbette, yavaş yavaş ülkenin efendisi haline gelmek üzere hükümet kararlarını “önceden öğrenmek” ve politikacılara rüşvet vermekle uğraştı. Bir yerde şöyle demiştir: “Çok para kazanmanın en iyi yolu, kontrol edilen kaostur.” Yukos aktiflerinin %95’ini korurken personelinin üçte birini tuttu. Yeni yöneticinin üç temel görevi vardı: hırsızlık ve dolandırıcılığı engellemek, ücretleri düşürmek ve vergiyi en aza indirmek. Yukos ahtapotu, kâr ve giderleri konusunda devleti atlatıyordu. 1998 krizine neden olan ve devleti ödemelerin durdurulmasıyla karşı karşıya getiren işte bu uygulamalardı. Sanayi kaptanlarının, ihraçlarını artıracağı için rublenin değerinin düşmesinde çıkarları vardı. Khodorkovski, off-shore bölgelerinde, kendi ülkelerinden ucuza petrol ve başka hammaddeler alıp uluslar arası pazarda %100 ve daha fazla marjlarla satan spekülasyon şirketleri kurdu. Milyar dolarlık kârlarını batıda aklayan oligark, milyon dolarları “ne kadar temiz olduğunu" yaymaya harcayabiliyordu.

 

Fransız basını bu off-shore hesaplarının yöneticilerinden birisinin, Elena Collonges-Popova’nın açıklamalarına yer verdi. Bu işi Fransız mali servisi tarafından 1998’de tutuklanana kadar sürdürmüştü[9]. Yukos’un finans müdürüyle 1995’te Saint-Tropez’de karşılaşmıştı. Bu finans müdürünün başlıca görevi, İsviçre’den Antiller’e kadar uzanan farklı banka hesapları arasında cambazlık yapmaktı. Bu sermaye kaçırma işlemleri sırasında yapılan çok sayıda manipülasyonu itiraf etti. Şirketin hisselerini vergi cennetleri arasında dağıtarak pislikten arındığını söyledi. Sakladığı üç metre küp belge şu anda Fransız yetkililerin elindedir, bunlar da bir kısmını Ruslar’a teslim etmiştir.

 

Krizden az önce, Yukos son devlet şirketi olan Sibneft’in hisselerini iki milyar dolara almaya hazırlanıyordu. 1991 altüst oluşu durulduktan ve KGB ile SBKP’ye karşı nefret ilan edildikten sonra, termidor başlamış ve bir düzine kadar oligark, başlarında bir süper-oligark olmak üzere ülkenin yönetimini ele almıştı. Aç kalan petrol işçileri, özelleştirmelerin başında bol keseden dağıtılan hisseleri ellerinden çoktan çıkarmışlardı; şimdi bunları kimin topladığını biliyoruz. Sektör işçilerinin statüsü SSCB’den bu yana değişmedi, sadece artık devlet ya da sendika tarafından korunmuyorlardı. Alexandre Trifonov’a göre, Khodorkovski, Sibirya’daki üretim alanlarını zorunlu çalışma kamplarına çevirmişti[10].

 

Duma’da yer alan çeşitli gruplar Yukos’un kontrolündeydi, bakanlıklarda da etkili görevlileri vardı. Komünist Parti, Sağcı Güçler Birliği (SPS), Yabloko ve “Birlik” doğrudan finanse ediliyordu. Yukos 70 milyon dolar karşılığında Komünist Parti’yle beş yıllığına stratejik bir anlaşma yaptı. Bu yöntem parlamentodan geçmesini istemediği herhangi bir kararı önlemesini sağlıyordu. Batıda bazı kişiler, hükümetin neden Yukos’a destek verdiğini düşünüyordu, oysa gerçekte hükümet Yukos’tu. Rusya’da ise birçok gözlemci, bu kadar yükseldikten sonra gelecek bir düşüşün çok acı vereceğine dikkat çekmeye başlamıştı bile.

 

2003 yılında, Khodorkovski 2007’den itibaren işleri bırakıp başkanlığa aday olmaya karar verdikten sonra olayların akışı değişti. Şimdiden, ekonomi ya da iç politikayla ilgili konularda olduğu gibi, destek verdiği Irak savaşı konusunda görüşünü hükümete benimsetmeye çalışıyordu. Spiegel, o sırada, bu beyefendinin, devlet başkanından daha güçlü olduğunu belirtiyordu. Zaten devlet başkanlığını kapmak için bir planı da uygulamaya koymuştu. Bay Khodorkovski, aynı sırada, Yukos’un yarısını Exxon Mobil’e satma aşamasındaydı[11]. Ayrıca tamamen bağımsızlığını sağlayacak özel bir boru hattı inşa etmeyi de düşünüyordu. Yukos’la Anglo-sakson finans ve haber dünyası arasında bağlar çoktan kurulmuştu; Amerikalılar, boruları kontrolünde tutan hükümetin, piyasaya ne kadar ham petrol arz edileceğine de tek başına karar vereceğini anlamıştı. United Financial Group lideri Charles Ryan, başka yatırımcılarla birlikte, Rusya’nın “Yukosizayonunu”, böylece, geniş Rus zenginliklerinin yağmalanması yolunda tek engel olan devletin yıkımını tüm kalbiyle diliyordu.

 

Khodorkovski zenginleşme ve kişisel tutkularını gerçekleştirmeyle tatmin olmayacaktı. Henry Kissinger ve George Soros’la bir olup, ülkesine ihanet edecek ve ordu kadrolarına para yedirip, Vladimir V. Putin’i düşürdükten sonra, bu harekete bir karşı-darbenin önlenmesi için onu tutuklatma kararını aldıracaktı[12].

 

Khodorkovski yükselişi boyunca vergi cennetlerini kullandı. Bay Konanykhin, sitesinde[13], onunla birlikte 90’ların başında ilk internet bankasını Antigua’da nasıl açtıklarını anlatır. Bu banka, 98 yılında adanın ulusal uyuşturucu ve kara para kontrol bürosunun alarma geçmesi üzerine ortadan kalktı[14]. Bunun üzerine CIA, Menatep’in ABD kolunu kurmaya başlayan iki adamın faaliyetlerini yakından takip etmeye başladı. Doğudan gelen bu milyarlar, Langley’deki merkezin çok ilgisini çekmişti, Khodorkovski de Rus devine diz çöktürmeyi ve nalları dikmesini sağlamayı hedefleyen aygıtın anahtarıydı. Carlyle grubunun üyesi olan[15] yeni Slav imparatoru, CIA’nın attığı temele dayanarak Rus petrol kaynaklarının önemli bir kısmını ABD’nin eline vermeye, bir yandan da devlet başkanı olmaya hazırlanıyordu. Büyük İngiliz-Amerikan şirketleri Rusya’ya milyarlar yatırmışlar ve yatırımlarının sağlamlığını garanti altına almak istiyorlardı. Bununla birlikte, Yukos’un faaliyetleri ulusal güvenlik için bir tehlike arz ediyordu, sonuçta şirket ülkenin stratejik boru hatlarının üçte ikisini kontrol ediyordu.

 

 

Önde gelen üç Rus oligarkı; soldan sağa: Mikhail Khodorkovski, Boris Berezovski et Vladimir Goussinski

 

 

İngiliz iç istihbarat serivisi NCIS de, uzun zamandır Yukos’la yakından ilgileniyordu. En sık olarak kullanılan yöntemlerden biri, bir iş adamının yasadışı faaliyetlerinin kanıtlarını toplayıp, sonradan bu kişiye bilgi vermesi karşılığında dokunulmazlık teklif etmektir. Off-shore uzmanı Steven Curtis[16], 1997’de Menatep’in kuruluşunda yer almış, 2003 kasımında Platon Lebedev’in yerini alarak bankanın genel müdürü olmuştu. Grubun finansal bağlantılarını ve dolayısıyla hisse sahiplerini çok iyi biliyordu. NCIS elemanlarıyla birkaç görüşme yaptıktan sonra, içinde bulunduğu helikopterin havaya uçmasıyla kuşkulu bir şekilde öldü.

 

Erich Schmidt-Eemboom’a[17] göre, Menatep’in para aklamalarını açıklayan belgeleri Vladimir Putin’e, Gerhard Schröder aracılığıyla BND[18] vermişti. Kanıtlar, yeniden birleşme öncesi Komünist Parti’nin fonlarının ortadan yok oluşu üzerine soruşturma sırasında derlenmişti.

 

Khodorkovski, şeffaflığı ve batı tarzı yönetimi vaaz eden, kendisini hayırseverliğe veren ilk Rus iş adamlarından biriydi. Sırf medyadaki imajı için yılda 300 milyon dolar harcıyordu. Oligarkların politikasının doğal sonucu ülkenin ekonomik yıkımı, doğal kaynakların yağmalanması ve yaşam standardının bir girdaba kapılmış gibi dibe inmesiydi. Khodorkovski ise direniyordu, ona göre “zenginliğin adil paylaşımı dogması, çağdaş ekonominin gerekleriyle  uyumsuz”du.

 

Moskova gazetesi Jewish News baş redaktörü Nikolay Propirny’ye göre, “Khodorkovski Yahudi lideri olarak değil, ticari lider olarak davet edilmişti, dolayısıyla bu durumun Yahudi topluluğuyla ilgisi yok”tu. Yukos’un eski başkanı Spetsnaz tarafından, 25 Ekim 2003 tarihinde, Novorossisk havaalanında özel jetinde tutuklandı. Mahkeme bu yakınlarda onu dokuz suçtan mahkûm etti, bunların arasında sahtecilik yoluyla büyük çaplı ve örgütlü olarak hırsızlık, büyük ölçekli vergi kaçırma, bir yargı kararına uymama vs. vardı. Oligark, kişisel olarak da vergi sahteciliğinden suçluydu. Dokuz yıl hapis cezası aldığına göre, hapiste bulunduğu süre ve muhtemel iyi hali dikkate alınırsa, hapisten 2008’de çıkabilir.[19] Fakat 2000’li yılların başında milyarların aklanması nedeniyle yeniden ceza alması da sözkonusu.

 

Bu ceza, Worldcom eski genel müdürü Bernard Ebbers’in hesapta sahtecilik nedeniyle aldığı seksen beş yıllık cezayla karşılaştırıldığında çok küçük kalıyor. Batı basınında ise, Khodorkovski olayı üzerine, sipariş üzerine karbon kâğıdıyla çoğaltılmış gibi makaleler yer alıyor, Moskova’nın yeni Caligula’sının [Rus devlet başkanı Vladimir Putin kastediliyor –ç.n.] neo-Stalinizmi yerden yere vuruluyor...

 

Yargıç Yuri Biyokuv’a[20] göre, Yukos’un adamları yasadışı faaliyetleri asla bırakmadılar, yeni tutuklamalar da buradan kaynaklanıyor. Batı şirketlerinde de kayıtdışı ekonominin varlığını kabul ediyor, fakat bunlar toplam faaliyetlerin %30’unu geçmiyor. Yukos vakasında, oranlar tersine dönmüştü. Artık Rusya’yı yöneten, Yeltsinci çılgınlık yıllarında olduğu gibi IMF’nin liberal iktisatçıları değil, milliyetçilerdir. Şu anki model savaş sonrası Fransa’sının De Gaulle deneyimine ya da Güney Kore’de Park Chung-Hee’nin piyasa ekonomisiyle birleşen otoriter yönetimine benziyor. İş dünyasında dirençler büyük, karışıklık dönemi uzun sürdü ve ülke hükümranlığını kaybetme noktasına geldi. Berezovski ve Goussinski gibi bazı oligarklar sürüldüler, sermayelerinin bir kısmının millileştirilmesini kabul edenler, bir tür dokunulmazlık kazandılar. Khodorkovski, Rus devletini rehin almıştı ve bunu kimseyle paylaşmamak için büyük enerji harcıyordu.

 

William Brovder’e[21] göre, Yeltsin ülke ekonomisinin %30’unu 1,2 milyar dolara özelleştirdi, Putin %0,4’ünü 4,7 milyar’a özelleştirdi, yani aradaki oran 1’e 300… kamuoyu yoklamalarında inanılacak olursa, halk bunu takdir ediyor. 90’ların vahşi özelleştirmelerinin hesabı kapatılmadı ve Khodorkovski maliyeti ödeyen tek kişi oldu. Pravda’nın “bütün oligarkların babası” dediği en büyük elektrik şirketi lideri ve özelleştirmelerin baş mimarı Anatoly Tchoubaïs, kısa süre önce bir suikast girişiminde ölümden döndü. Alexandre Goldfarb’a[22] göre, Kremlin’in mülkiyetin yeniden dağıtımı olarak kabul ettiği eylemlerde yeni avı Alfa grubu olacak. Bu ekonomik suçlardan büyük çıkar sağlayan Anglo-sakson finans çevreleri ise, “yeniden kolektifleştirme”ye karşı feryat ediyor. Bununla birlikte, Rus gözlemcilerin çoğuna göre, başkan oligarklarla uzlaşmaya çalışıyor. Anlaşma özelleştirmelerin gözden geçirilmesi ve yurtdışına giden sermayelerin geri dönmesi karşılığında bir af temelinde olabilir. Bu elbette oligarklar cephesinden politik bağlılık ifade ediyor. Böylece ABD’li yatırımcıların, özellikle de Carlyle Group’un, Rusya’nın kontrolünün ele geçirilmesi işinin başarısızlığı üzerine öfkesini anlayabiliriz. Grup Moskova’daki bürolarını kapattığını ve Rusya’ya 300 milyon dolarlık yatırım planını iptal ettiğini açıklamış bulunuyor.[23]

 

S. DJAMAL


 

[2] Mejdunarodnii Nautchno Texnitcheskovo Programmii- Bilimsel ve Teknik Program

[3] Roumiana Ougartchinska, KGB & Cie à l’assaut de l’Europe, Anne Carrière, 378 p.

[4] Le parrain du Kremlin - Boris Berezovski et le pillage de la Russie, Robert Laffont, 2001

[5] Örneğin, kısa süreliğine Enerji bakanı Ivan Silayev’in danışmanlığını yaptı ve 1994 yılında İspanya’ya resmi ziyarette yer aldı.

[7] http://www.compromat.ru/main/hodorkovskiy/opg.htm, makale 14-05-05 tarihli Rousski Journal’dan alınmıştır.

[8] Nakliyat sendikası başkanı, kasım 2004 tarihli Rousski predprinimatel’de yer alan sözleri.

[9] http://www.compromat.ru/main/hodorkovskiy/zhensk1.htm, Delovoï vtornik, 28-08-03’ten alınmıştır.

[10] Kasım 2004 tarihli Rousski predprinimatel’de yer alan ifade. Gazeteci Alexandre Trifonov, Yukos’un ilk başkanı Sergey Mouravlenko’nun basın sekreteriydi.

[11] Le Figaro 8-10-2003.

[14] Roumiana Ougartchinska, op. cit.

[16] 27 Nisan 2004 tarihli Gazeta.

[17] Gizli servisler uzmanı, geçmişte George Marshall Merkezi’nin casusluk faaliyetlerini ve Kosova’da Arnavutlar’a Alman gizli servisinin desteğini açığa çıkarmıştır.

[18] Bundesnachrichtendiest Alman dış istihbarat servisidir.

[19] Vedomosti 1-06-05

[20] Argumenty i fakty 12-01-05.

[21] http://msnbc.msn.com/id/7935919/site/newsweek/, Rusya’da çalışan en önemli yatırım fonu olan Hermitage Fonu’nun yöneticisidir.

[22] Colombia üniversitesinde profesör, Boris Berezovski’nin yakını, Alexandre Litvinenko’nun Association de malfaiteurs à la Loubianka adlı kitabına önsöz yazdı; bu kitapta eski KGB ajanı, diğer şeylerin yanında, Putin’in kendisinden Berezovski’nin ortadan kaldırılmasını nasıl isteyeceğini detaylı olarak anlatıyordu.

 

kaynak: http://voltairenet.org

Stalin Arşivi çeviri birimi tarafından Türkçeleştirilmiştir. (Mayıs 2006)