|
|
||||
|
Koç'un Hayalindeki Toplum
Rahmi Koç’un uzun gemi yolculuğu, şaibeli Galataport “satışı” dolayısıyla ülke gündeminin üst sıralarına yerleşti. Koç’un suçlamaları karşısında devletin bir bakanı olduğunu unutan Halk düşmanı bakan Unakıtan, - kendisine ağır konuşan malikane sahibini evin oğluna şikayet eden bir kapı bekçisi gibi-, “sen öyle diyorsun ama gemiyle geziyordun beyim, oğlun biliyor” diyerek “kendisini savundu.” Peki Rahmi Koç, bu geziye neden çıktı? Bu da soru mu denilebilir, canı istemiş çıkmış. Ancak Unakıtan’ın yakınmaları insana hem uzak, hem yakın geçmişin bazı olaylarını hatırlatmaktadır. Örneğin, Ortaçağ’da bir uygulama var; deliler diğer insanlara zarar vermemeleri için tımarhanelerde yalıtılmak yerine gemilere konulup bilinmeyen bir hedefe doğru yollanıyor. Rahmi Koç ise ne zaman ağzını açsa olmadık laflar etmekte, hem oğullarının, hem de kendi kapı bekçilerinin işlerini karıştırmaktadır. Bu durumda ve çarpıcı benzerlikler karşısında insan, Rahmi Koç’un davul ve zurnayla uzun bir yolculuğa çıkarılmasının anlamı ve esas gayesi hakkında bazı sonuçlar çıkarmadan edemiyor. Yakın geçmişte de, böyle bir çareyi oğulların ve bekçilerin gündemine getirmiş olduğundan şüphelenebileceğimiz olaylar yok değil.
----------------------------------------------------------------------------- <<R.Koç ve "Nazenin 4" Mürettebatı Eğlenirken>> ------------------------------------------------------------------------------
Küçük ve muhtemelen çoğu kişinin gözünden kaçan bir örnek; Rahmi Bey “1 Mayıs” 2003 gecesi Kanal D’de “Genç Bakış” programına katılıyor ve burada özenle seçilmiş öğrencilerin sevgi ve hayranlık dolu bakış ve alkışları altında ülke sorunları ve nasıl bir ülke istediği konularındaki görüşlerini anlatıyor, ancak bir noktada seçilmiş özel okul öğrencilerini bile hayrete düşürmeyi başarıyor. Koç’un bu toplantıdaki sözleri, bir sonraki günün Hürriyet gazetesinde -programı ezkaza izleme fırsatı bulmuş olanların onaylayacağı gibi çok özet ve yumuşatılarak - şöyle aktarılabilmiş: <<‘Hint fakiri’ kast sisteminden memnun
Rahmi Koç, zengin fakir çelişkisini vurgulayan bir soru üzerine de Hindistan'dan ve ‘‘kast sistemi’’nden örnek verdi. Ancak, bazı öğrenciler anlatımından“kast sistemi”ni onayladığı anlamını çıkarınca Rahmi Koç, bu konuyu kısa kesti. [Bakınız nasıl "kısa kesiyor"... –s.a.’nin notu] Koç şöyle konuştu: ‘‘Hindistan'a gittim. Orada gördüm ki hiç kimse diğerini kıskanmıyor. [ah şu “kıskançlık” yok mu!!!–s.a.’nin notu] Bir tarafta Hint fakiri denilen ve herşeyden mahrum yaşayanlar ki sayıları çok fazla. Diğer tarafta mihraceler. Cennet gibi yerlerde yiyorlar, içiyorlar, yaşıyorlar. Orada çok farklı bir sistem kurulmuş. Kast sistemi. Bu sistemde sadece tuvalet temizleyen var, merdiven silenler var. Hepsi de işini severek yapıyor. Ama öyle olmasa herhalde yüz milyonlarca işsize iş bulmak imkansızdı. Bu sistem çalışıyor ve dünyanın en büyük demokrasisi de orası olmuş. Tabii İngilizler devlet, hukuk ve ordu sistemini kurmuşlar o da devam ediyor.’’>> Hürriyet, 2 Mayıs 2003 Delilerin, ahlak tanımadıkları için zaman zaman akıllılardan daha açıksözlü oldukları bilinir. Koç özlediği ideal toplum düzenini böyle anlatıyor. Aynı konuşmada başka bir soru üzerine Koç bey şu açıklamayı da yapıveriyor: “Eğer İran'da Şah, Humeyni'nin öldürdüğünün yarısı kadar insan öldürseydi hala tahttaydı” diyor. [Şah'ın yıllar önce kanserden öldüğünü unutmuş olacak -s.a.'nin notu] Koç, şu geziye, ülkemizde birkaç kere Şah’ın döktüğünün iki katı kadar kan döküldüğü halde, şu kör olasıca “kıskançlığı” bir türlü tam olarak üzerinden atamayan ve yetinmesini öğrenemeyen halkın nazarından uzaklaşmak vaadiyle ikna edilmiş olabilir, şimdi bize öyle geliyor. Karl Marks, ilk eserlerinden birinde toprak sahipleri için, “aslında onlar mülkü değil, mülk onları miras alıyor” diyor. Kalıcı olan mülktür, bu durumda sırası gelenin köşesine çekilmesini bilmesi gerekir, yoksa kendisinden kurtulmanın bir yolu bulunuyor. İşte görüyorsunuz, zenginlerin hayatı hiç de öyle kolay değil, malın mı var derdin var; Türk farkirlerinin, Türkiye’de “her şeyden mahrum yaşayanların”, “kıskanç tuvalet temizleyicilerinin ve merdiven silicilerin”, kendilerine Tanrı tarafından aslında ne kadar büyük bir mutluluğun bahşedilmiş olduğunu anlamaları için daha ne kadar kan dökmek gerekecek?
|
|||
|
Stalin Arşivi © 2005 |
||||