LENİN'İN A. M. GORKİ'YE MEKTUPLARI

 

 

 

14 Kasım 1913

 

Değerli Aleksey Maksimoviç! Neler yapıyorsunuz öyle? — Tek kelimeyle korkunç, gerçekten!

 

Dün "Reç"te Dostoyevski nedeniyle koparılan "feryad"a verdiğiniz yanıtı okumuştum ve tam sevinecektim ki, bugün Tasfiyecilerin gazetesi elime geçti; ve orada makalenizin "Reç"te olmayan bir paragrafı basılmış.

 

Bu paragraf şöyle:

 

"Ancak 'tanrı arayıcılığı'nı bir süre" (sadece bir süre mi?) "ertelemek gerekir — bu boş bir çabadır: olmayan bir şeyi aramanın hiçbir yararı yoktur. Ekmeden biçilmez. Sizin tanrınız yok, onu henüz!' (henüz!) "yaratmadınız. Tanrılar aranmaz — yaratılır, hayat uydurulmaz, yaratılır."

 

Buradan sizin sadece "bir süre" "tanrı arayıcılığa" karşı olduğunuz sonucu çıkıyor!! Sadece yerine tanrı yaratıcılığı koymak için tanrı arayıcılığa karşı olduğunuz sonucu çıkıyor!

 

Sizde böyle bir sonucun ortaya çıkması dehşet verici değil mi?

 

Tanrı arayıcılık, tanrı yaratıcılıktan ya da tanrı yapıcılıktan ya da [Sayfa 452] tanrı yaratmaktan sarı bir şeytanın mavi bir şeytandan farkından farklı değildir. Tüm şeytanlara ve tanrılara, tüm tinsel mezar soyuculuğa (en temizi, en ideali, aranmamış, yaratılmış olanı da dahil hiç farketmez, bütün tanrılar mezar soyucusudur???) karşı çıkmak için değil, mavi şeytanı sarı şeytana tercih etmek için tanrı arayıcılıktan söz etmek, hiç söz etmemekten yüz kez daha kötüdür.

 

En özgür ülkelerde, "demokrasiye, halka, kamuoyuna ve bilime" çağrı yapmanın gereksiz olduğu ülkelerde (Amerika, İsviçre vs.) halk ve işçiler, katıksız, manevileştirilmiş ve daha yaratılacak olan bir tanrı düşüncesiyle budalalaştırılmaya çalışılıyor. Tam da her türlü dinsel düşünce, her türlü tanrı düşüncesi, hatta her türlü tanrıyla cilveleşmek bile, demokratik burjuvazinin özel bir sabırla (hatta çoğu kez lütufla) kabul ettiği tarif edilemez bir iğrençlik olduğundan, tam da bu yüzden o en tehlikeli iğrençliktir, en iğrenç "bulaşıcıdır". Büyük yığınlar, milyonlarca günahı, alçaklıkları, tecavüzleri ve fiziki türden bulaşıcı şeyleri daha kolay açığa çıkarırlar, o nedenle bunlar ince, manevileştirilmiş, mükemmel "ideolojik" kılıklara bürünmüş tanrı düşüncesinden çok daha az tehlikelidir. Kızların ırzına geçen katolik bir papaz (yakınlarda tesadüfen bir Alman gazetesinde okumuştum) "demokrasi" için, papaz giysileri içinde olmayan kaba bir dini savunmayan, bir tanrının yaratılmasını, yapılmasını vaazeden zengin düşünceli demokrat bir papazdan çok daha az tehlikelidir. Çünkü öteki papazı teşhir etmek, mahkûm etmek ve kovalamak kolaydır, oysa bu papazı kovmak o kadar kolay değildir, onu teşhir etmek çok daha zordur ve hiçbir "kırılgan ve çıtkırıldım kararsız" darkafalı, bu papazın "mahkûm edilmesi"ni onaylamayacaktır.

 

Ve (Rus — neden Rus? İtalyanlarınki daha mı iyi??) küçük-burjuva ruhunun "kırılganlığını ve çıtkırıldım kararsızlığı"nı bilen siz, bu ruhta, en tatlı, en şekerli ve rengârenk kâğıtlara sarılı bir zehirle karışıklık yaratıyorsunuz!!

 

Bu gerçekten korkunç.

 

[Sayfa 453]

           

"Bizde özeleştirinin yerini almış olan kendi yüzüne tükürmelere son.”

 

Tanrı yapıcılık kendi yüzüne tükürmenin en kötü türü değil mi? Bir tanrı yaratmakla uğraşan ya da buna sadece göz yuman bir insan en kötü biçimde kendi yüzüne tükürmüş olur, çünkü o "gerçekler" yerine, kendine bakmak ve kendini yansıtmakla uğraşır, ki böyle bir insan tam da kendi "ben”inin tanrı yapıcılıkla tanrılaştırılacak olan en çirkin, en ahmak, en kölecil özelliklerini "ele alır".

 

Kişisel açıdan değil, toplumsal açıdan her türlü tanrı yapıcılık budala dar görüşlülüğün, kırılgan dar görüşlülüğün, sevgi dolu kendini değerlendirmesi, "umutsuz ve yorgun" olan düşsel "kendini kirletme"dir (aynı sizin çok doğru olarak ruha ilişkin söyleme lütfunda bulunduğunuz gibi — sadece "Rus ruhu" değil, "darkafalılık ruhu" demeliydiniz, zira Yahudi, İtalyan, İngiliz, hepsi aynı şeytanlıkta-, her yerde zavallı darkafalılık, aynı iğrençliktedir, fakat dinsel ölü soyuculukla uğraşan "demokratik darkafalılık" daha da iğrençtir.)

 

Makalenizi iyice okuyorum, bu kalem hatasını nasıl yapabildiğinizi anlamaya çalışıyorum ve hiçbir şey anlamıyorum. Nedir bu? Sizin kendinizin de onaylamadığı "günah çıkarma"nın artıkları mı? Onun yankıları mı?

 

Ya da başka bir şey — örneğin proleter bakış açısını benimsemek yerine genel-demokratik bakış açısına meyletme yönünde başarısız bir girişim mi? Belki de "genel olarak demokrasi" ile konuşabilmek uğruna bir parça (bu ifade için kusura bakmayın) peltek konuşmak istiyorsunuz, aynı çocuklarla konuşurken yapıldığı gibi? Belki darkafahlar için "herkesçe anlaşılır anlatım amacıyla" bir an onların, darkafalıların önyargılarına gözyummak istiyorsunuz?

 

Fakat bu her anlamda ve her bakımdan yanlış bir yöntemdir!

 

Yukarıda demokratik ülkelerde proleter bir yazarın "demokrasiye, halka, kamuoyuna ve bilime" çağrı yapmasının tamamen uygunsuz olacağını yazdım. Peki, ya Rusya'da nasıldır? Böyle bir çağrı pek [Sayfa 454] uygun değildir, çünkü o da bir biçimde küçük burjuva önyargıların sırtını sıvazlar. Bu çağrı bir biçimde belirsizliğe varan bir genellik taşıyor — ülkemizde bunu "Ruskaya Mysl"den İsgoyev bile koşa koşa imzalar. Sizin İsgoyev'in düşüncelerinden mükemmel biçimde ayırt etmeyi bildiğiniz fakat okurun ayırt edemediği böyle şiarlar seçmek niye? Okura darkafalılarla (kırılgan, çıtkırıldım kararsız, yorgun, umutsuz, kendi kendisine bakan, tanrıya bakan, tanrı yapan, tanrıyı kendi haline bırakan, kendisini kusarak kirleten, inatçı-anarşist —mükemmel bir sözcük— vs. vs.) ve proleterler (sadece sözde yürekli olmayan, burjuvazinin "bilim ve kamuoyu"nu kendisininkinden, burjuva demokrasisini proleter demokrasiden ayırmasını bilen) arasındaki farkın açık bir anlatımını sunmak yerine demokratik bir tülle sarmalamak niye?

 

Bunu neden yapıyorsunuz?

 

Bu çok incitici.

 

Sizin V. U.

 

Not: Romanı taahhütlü paket olarak gönderdik. Aldınız mı?

Kendinize cidden, gerçekten iyi bakın ki, kışın soğuk almadan seyahat edebilesiniz (kışın bu tehlikelidir).

 

Sizin V. Ulyanov

 

 

………………..

 

 

Aralık 1913

 

... Tanrı, tanrısallık ve bununla bağıntılı herşeyde çelişki içindesiniz — görüşümce, Capri'de son kez buluştuğumuzda yaptığımız konuşmalarda dikkat çektiğim çelişki bu: "Vperyod" çizgisinin düşünsel unsurlarının farkına varmaksızın "Vperyod"çularla ipleri kopardınız (ya da öyle görünüyor).

 

[sayfa 455]

 

Şimdi de böyle. "Kızgın"sınız; “ ‘bir süre’ ifadesinin nasıl ağzınızdan çıktığını kavrayamıyor"sunuz — böyle diyor ve aynı zamanda tanrı ve tanrı yapıcılık düşüncesini savunuyorsunuz.

 

"Tanrı, kabile, ulus, insanlık tarafından geliştirilen, bireyi toplumla bağlamak, hayvani bireyciliği dizginlemek amacıyla sosyal duyguları uyandıran ve örgütleyen bir düşünceler kompleksidir."

 

Bu teori, apaçık, Bogdanov ve Lunaçarski'nin teorisi ya da teorileriyle bağlıdır.

 

Ve apaçık yanlış ve apaçık gericidir. Hıristiyan sosyalistlerin ("sosyalizm"in en kötü türevi ve en kötü çarpıtılması) örneğinde görüldüğü gibi, (niyetiniz çok iyi olmakla birlikte) papazların hokuspokusunu yineleyen bir yöntem uyguluyorsunuz: Tanrı düşüncesinin içinden tarihsel ve dünyevi olan (şeytan hayaleti, önyargılar, bir yanda cehalet ve itaatkârlığın, öte yanda sertliğin ve monarşinin kutsanması) çıkarılır ve tanrı düşüncesinin içine, tarihsel ve dünyevi gerçekliğin yerine iyi kalpli, küçük-burjuva bir safsata konur (tanrı = "sosyal duyguları uyandıran ve örgütleyen düşünceler").

 

Siz bununla "iyi ve güzel" birşey söylemek, "doğruya ve adalete" işaret etmek istiyorsunuz ve saire. Fakat bu iyiniyetli dileğiniz sizin kişisel malınız, öznel "sofuca isteğiniz" olarak kalıyor. Bunu yazıya döktüğünüz için, o artık kitleye nüfuz etmiştir ve anlamını artık sizin iyiniyetli dileğiniz değil, toplumsal güçler dengesi, nesnel sınıflar dengesi belirleyecektir. Bu denge sayesinde (sizin isteğiniz ve bilincinizden bağımsız olarak) dinci düşünceyi, Puriskeviçlerin, II. Nikolaların ve Bay Struve'lerin düşüncesini süsleyip şekerlendirmeniz sonucu doğmuştur, çünkü gerçekten de tanrı düşüncesi onlara halkı kölelikte tutmaya yardım ediyor. Siz tanrı düşüncesini allayıp pullamakla, onların cahil işçi ve köylüleri bağladığı zincirleri süslemiş oldunuz. Bakın —diyecekler papazlar avaneleriyle birlikte— bu, öyle güzel ve derin bir düşünce ki (tanrı düşüncesi) “sizin” liderleriniz tarafından bile kabul ediliyor, bay demokratlar —, ve biz (avaneleriyle birlikte papazlar) bu düşünceye hizmet ediyoruz.

 

[Sayfa 456]

 

Tanrının sosyal duyguları uyandıran ve örgütleyen bir düşünceler kompleksi olduğu doğru değildir. Bu, düşüncelerin maddi kaynağını örtbas etmek isteyen Bogdanovcu idealizmdir. Tanrı (tarihi olarak ve günbegün) her şeyden önce, boğucu, gerek dışsal doğanın, gerekse de sınıfsal baskının yol açtığı insanların ezilmişliğinden kaynaklanan düşüncelerin — bu ezilmişliği pekiştiren, sınıf mücadelesini uyuşturan bir düşünceler kompleksidir. Tarihte, tanrı düşüncesinin bu kaynağına ve gerçek anlamına rağmen demokrasinin ve proletaryanın mücadelesinin bir dini düşüncenin diğerine karşı mücadelesi biçiminde yürüdüğü bir zaman olmuştur.

 

Fakat bu zaman da çoktan geçmiştir.

 

Şimdi gerek Avrupa'da, gerekse de Rusya'da en rafine olanı, en hayırhah olanı da dahil her türlü tanrı düşüncesini savunmak ya da haklı göstermek gericiliği haklı göstermektir.

 

Tüm tanımınız baştan sona gerici ve burjuvacadır. Tanrı = "bireyi toplumla bağlamak, hayvani bireyciliği dizginlemek amacıyla sosyal duyguları uyandıran ve örgütleyen" bir düşünceler kompleksi.

 

Bu neden gericidir? Çünkü papazların ve serflik savunucularının hayvani olanın "dizginlenmesi" düşüncesini allayıp pullar.

 

Gerçeklikte "hayvani bireyciliği" dizginleyen tanrı düşüncesi olmamıştır; gerek ilkel sürü, gerekse de ilkel komün onu dizginlemiştir. Tanrı düşüncesi, yaşayanın yerine ölüyü koyduğu ve hep köleciliğin (en kötü, çaresiz köleciliğin) düşüncesi olduğu için "sosyal duyguları" daima uyutmuş ve köreltmiştir. Tanrı düşüncesi hiçbir zaman "bireyi toplumla bağlamamış", tersine tanrısallığa inanç sayesinde daima ezilen sınıfları ezenlere zincirlemiştir.

 

Tanımınız burjuvacadır (ve gayri-bilimsel, gayri-tarihidir), çünkü belirli bir tarihi dönemin belirli sınıflarıyla değil de toplam, genel, adeta "Robinsonvari" kavramlarla hareket etmektedir.

 

Bir vahşinin, bir Siryenin [Doğu Finlandiya 'da bir halk. —t.ç.n..] vs. (aynı şekilde bir yarı vahşinin) tanrı [Sayfa 457] düşüncesiyle Struve ve ortaklarının tanrı düşüncesi farklı şeylerdir. İki durumda da sınıf egemenliği bu düşünceyi destekler (ve bu düşünce tarafından desteklenir). Aziz tanrı ve tanrısallıkla ilgili "popüler" kavram, "popüler" budalalık, bağımlılık, cehalettir; Çarlık, orman şeytanı ve kadının kötü muamele görmesi gerektiğine dair "popüler düşünce"yle aynıdır. Sizin tanrıyla ilgili "popüler düşünce"ye nasıl "demokratik" diyebildiğinizi anlayabilmiş değilim.

 

Felsefi idealizmin "daima bireyin çıkarlarını gözettiği" doğru değildir. Descartes bireyin çıkarlarını Gassendi'den daha fazla mı gözetmiştir? Ya da Fichte ve Hegel Feuerbach'tan?

"Tanrı yapıcılığın bireyde ve toplumda sosyal momentlerin gelişmesi ve birikmesi" olduğu — bu düpedüz dehşet verici!! Rusya'da özgürlük olsaydı, tüm burjuvazi, bu söyledikleriniz için, katıksız burjuva tipte ve nitelikte sosyoloji ve teoloji yaptığınız için size büyük hürmet gösterirdi.

 

Neyse, şimdilik bu kadar yeter, mektup zaten epeyce uzadı. Bir kez daha içtenlikle elinizi sıkıyor, sağlıklar diliyorum.

 

Sizin V. U.

 

 

 

kaynak: Lenin, Seçme Eserler, Cilt 11, İnter yay., s. 451-457