Faşist Kamplarda Komünist Olmak


Andre Roustan

Bundan 38 sene önce, Fransız Komünist Partisi Hitler’le işbirliğine hazırlanan burjuvazi tarafından yasaklanmıştı. Parti illegale geçiyordu, binlerce militan tutuklanıyor, Fransa’daki kamplarda hapsediliyorlardı.

Parti için mücadeleyi sürdürmek, yoldaşların ideolojik düzeylerini yükseltmek, gardiyanların baskıları karşısında morali korumak için hapishaneler ve kamplarda, 3′lü gruplar halinde (üçgenler ilkesine göre) hızla kendisini yeniden örgütlemek zorunluluk haline gelmişti. Ve parti derhal mücadele kaçkınlıklarına karşı mücadaleye girişti.

Baskılar kampa gelir gelmez başlıyordu. Orada baskı çok büyüktü; gardiyanlar bize Petain’e sadakat deklarasyonu imzalatmayı deniyorlardı.

Amaçları militanların komünist bilincini kırmak, fiziksel ve moral baskılara dayanıksız olanları tanımaktı; bunları diğerlerini moralize etmek için kullanabileceklerdi. Bazıları Parti üyesi oldukları halde imzaladılar.

Durum farkedilir edilmez imzalamamak gerektiğini emreden bir direktif dolaştırılmaya başladı. Ancak bunun önemini açıklamak için oldukça uzun zaman gerekti. Şöyle düşünenler vardı: “Bir imza nedir ki? Bir imza atmakla komünist olmaktan çıkmaz insan.”

Demek ki ilkesel temelde bizzat imza atma fikriyle mücadele etmek gerekiyordu: gardiyanlara karşı bir komünist her an Parti bayrağını yüksek tutmalıydı. İmza atmanın sonuçlarını göstermek gerekiyordu; düşmanın bunu kitleler önünde nasıl sömüreceğini göstermek gerekiyordu.

Yoldaşların büyük çoğunluğu Parti bayrağını yukarda tutmayı başardılar. Tam da bu yüzden bizi diz çöktüremeyen işbirlikçi hükümetin polisi bizim 42′mizi SS’e teslim etmek zorunda kaldı.

Siyasi tutsakların Almanya’ya götürülmeleri Parti için yeni ve daha örnek mücadeleler gerçekleştirme için bir fırsattı sadece. Vagonlarla hayvanlar gibi taşındık. Daha o andan itibaren Parti yeniden örgütlendi. Aynı anda hem korkuya, hem de kendilerini şu türden düşüncelere kaptıranlara karşı mücadale etmek gerekiyordu: “Almanya’da başka bir yerde olacağımızdan daha mutsuz olmayacağız ya!”

Parti’nin görevi çocukları kamplara ulaştıkları andan itibaren hazırlamak, her türlü teslimiyetin önüne geçmek için onları güçlendirmekti: Faşizimin karargahlarına gidiliyordu, direnmeye hazırlaması gerekiyordu insanın kendisini.

Buchenwald’da şimdiden, nazizmin iktidara gelişinden itibaren hapsedilmiş olan onbinlerce Alman Komünisti bulunuyordu, imhaya karşı büyük azimle mücadele verilen bir mücadele içindeydiler.

Naziler, tutsaklara kampta bazı idari görevleri yüklemek, böylelikle de kampın idare kadrosunda Alman komünistlerinin yer almasına göz yummak durumundaydı. Alman Partisinin örgütlenmesi sürgünümüz sırasında Nazilerin bizi imha girişimlerine karşı direnmek için bize kesin bir yardım sağladı.

Alman, Çek, Rus, Fransız komünistleri, omuz omuzaydılar; bu sırada Blum’lar, Paladier’ler komşu SS şehrindeki güzel villalarda bulunuyorlardı. Buchenwald’de düşmanın hedefi açıktı: bizi biraz daha fazla zaman olanaksız inkarlara boş yere zorlamak, zorla çalıştırma ve sistematik imha.

Ancak ben kampa vardığımda 100.000 mahkumun bulunduğu bu kampta Parti şimdiden sağlam biçimde bütün barakalarda yerleşmiş ve mücadeleyi derinleştirmiş bulunuyordu. Her Komünist Parti’nin kamp yönetimi düzeyinde diğerleriyle bağlantılı kendi öz örgütü vardı.

Ve gözümüzün önünde Kızıl Ordu askerlerinin örnek tutumunu bulunduruyorduk, örneğin onlar, çorbayı birilerini kendilerine getirmesini beklemeden uygun adım olarak ve devrimci marşlar söyleyerek gidip kendileri almaya çalışıyorlardı, ve bundan SS bile etkileniyor ve saldırmaya cesaret edemiyorlardı.

Derhal Parti üyelerinin yok edilmesine karşı mücadeleye girişti: zorunlu çalışma (örneğin taşların çıkarılıp taşınması) SS için her günki bir imha yoluydu: şayet taşınacak kaya yığının önünde hangisini seçeceğiniz konusunda bir an için tereddüte düştüğünüzü belli edecek bir görünümle duracak olsanız, vurulurdunuz; şayet taşıyamayacağınız kadar büyük bir tane alırsanız, vurulurdunuz; bu tuzaklardan nasıl kurtulacağımızı biliyorduk: çözüm kaldıracağınız kayayı uzaktan seçmekti.

Tedarik kamyonlarının boşaltılmasında görevli olan komünistler için yoldaşlar için, soruşturma ve gecesinde asılma pahasına, mümkün olan en fazla gıdayı ele geçirme emri verilmişti.

Aslında, tutuklu olsalar bile komünistler militan olarak, etkin savaşçılar olarak çalışmayı sürdürmeliydiler. V1′lerin ya da stoklanacak silahların yapımında görev alan yoldaşlara kesin sabotaj emirleri verilmişti. Yakalanmaları durumunda sistematik olarak imha edilme riskine rağmen, yoldaşların gösterdikleri olağanüstü disiplinin altını çizmek gerekir: sabotaj asla kesintiye uğramadan sürdü.

Ayrıca bir de Partinin bir bombardıman sırasında ele geçirdiği bir verici istasyonu aracılığıyla Kızıl Orduyla kurulan bağlantı sayesinde politik ve askeri durumu ortaya koyan elle yazılmış günlük ajitasyon sayfalarının dağıtılması vardı. Sayfalar bütün komünist üçlü gruplara dağıtılıyordu, sonra sözlü olarak bütün kampa yayılıyordu. Aramalara karşı mücadele başarıyla yürütüldü: SS kağıtlarımızı bir kere bile ele geçiremedi.

Komünist olmayanlar kısa sürede yalnızca komünistlerin onlara destek olan birşeye sahip olduklarını kavrıyorladı: bu da onların halkın Parti’nin yönetiminde silahlı mücadelesinin engellenemez zaferine olan sarsılmaz inançlarıydı.

Parti’nin bütün etkinliğini ayaklanmanın hazırlanması yönlendiriyordu. Emir kampların kendi imkanlarıyla kendi kurtuluşlarına yardım etmeleriydi. Bu amaçla varılığından yalnızca komünistlerin haberdar olduğu bir Uluslararası Bağlantı Komitesi oluşturuldu.

Ayaklanma gerçekten de Komünist Partiler tarafından en büyük gizlilik içinde hazırlandı ve yönelitdi. 44′teki Buchenwald’ın Amerikalılarca iki saat süren ve 11.000 ölüyle sonuçlanan muazzam çaplı bombalanması sırasında komünistlere ölü ve yaralıları toplamak üzere gönüllü çıkmaları konusunda emrini veren işte bu hazırlık komitesiydi.

Bu sayede yoldaşlar SS’lerin üzerinden binden fazla silahı ele geçirebildiler. Bu silahlar geceleyin barakaların altına yapılan (bir deste silah için) 30′a 40 cm’lik deliklere yerleştirildi.

Burada da yine örgütlenme, disiplin o düzeydeydi ki SS’in bu zulaları ruhu bile duyamadı. Bir ayaklanma planı vardı. Tümenler biçimde örgütlenmiştik. Her tümen ne yapacağını ve nereye gideceğini biliyordu. Ayaklanmadan önceki akşam, Kızıl Ordu 11 km uzaklıktaydı, Buchenwald’dan görülebiliyordu.

Paniğe kapılan SS’ler bütün kamptakileri imha edecekti. Ayaklanma akşam başlatıldı. Sabaha, Amerikan ordusu ve Kızıl Ordu’nun beraber gelişine kadar, kamp kurtarılmıştı, binlerce sürgünün hayatı kurtarılmıştı.

Böylece, Parti sayesinde, en ağır kötü baskı koşullarında bile komünistler savaşımın zaferinden bir an şüpheye düşmediler, bilakis bu zaferi hazırladılar ve onun kazanılmasına yardımcı oldular.

——————–

Stalin Arşivi çeviri birimi tarafından türkçeleştirilmiştir.

Yorum yapma kapalı.