Stalingrad Zaferi ve Sonrası - Kaan Kangal
Yenilgiden Zafere: 2. Dünya Savaşı’nda Stalingrad Zaferi ve Sonrası:
Gerek Sovyet revizyonizmiyle kazandırılan ivmeyle, gerekse de ağırlıklı olarak anglo-amerikan şovenizm ve “demokrasi” propadangasıyla 21. yüzyıl global ortamında, Stalin hakkında “kara” bir tablo görebilmek gibi bir genel eğilim gözlenmekte. Öte yandan ama 2. Dünya Savaşı’nda verdiği yaklaşık 26 milyon kayıba rağmen faşizme karşı kazanılan zaferle adı adeta özdeşleşmiş olan, önderliğini ettiği Sovyetler Birliği ve aynı şekilde ismi, savaşın en önemli cephesi kabul edilen Stalingrad’a ismini vermiş olan da Stalin’den başkası değil.
2 sene evvel yapılmış olan zaferin 60. yıldönümünde, diğer dünya liderleri yanında Irak’ta sömürgeci ve liberal eksende dolaylı bir faşist politika sürdürdüğü bilinen Bush’ un dahi katıldığı kutlamarda, Putin’nin ve birkaç Rus Ordusu generalinin, Stalin’ in, savaşta oynadığı önemli rolün altını çizişleri, onun, kabul edilmek istenmemesine rağmen aslında büyük bir önder olmanın getirdiği yükümlülükleri, yapılan her türlü suçlamaya rağmen, kendisi tarafından yerine fazlasıyla getirdiğinin kanıtıdır.
———————-

Moskova’daki 62. yıldönüm gösterilerinden
2. Dünya Savaşı, Hitler Almanya’sının 1941′ de Sovyetler Birliği’ne savaşı ilan etmesiyle başladı; özellikle Ukrayna 1. Cephe Generali Konev’in ve Vatutin’ in öncülük ettiği Ukrayna’da; Sovyetler Birliği Savaş Kahramanı ilan edilen donanma görevlisi Kuznetsow’ un çarpıştığı Leningrad’ da ; ve daha sonraları ise General Şukov ve Çuikov’ un görev aldığı Oryol-Kursk-Karkov, Minsk-Belgorod-Kursk, Voroneş ve Stalingrad cephelerinde; ve en sonunda Kızıl Ordu’ nun savunmadan saldırıya geçisi esnasında Belarus’ ta General Yakubovski’ nin önderlik ettiği Minsk, Gomel ve Smolensk cephelerinde yenilgiyle başlanıp Volga kıyılarına kadar bir geri çekilme yaşandı. Stalingrad’ da kazanılan zaferin ardından teker teker Ukrayna’ da ve Belarus’ ta geri kazanılan kentlerle beraber Kızıl Ordu, Çekoslavakya ve Polonya üzerinden Berlin’ i istila etti ve savaş, Hitler’ in intiharının ardından birbirlerini hainlikle suçlayan Nazi politikacıların ve generallerinin kendilerini öldürmeleri ve sağ kalan yetkililerle imzalanan anlaşma sonucu son buldu.
Amerikan ve İngiliz hükümetlerinden maddi destek aldıkları ve kendi aralarında çıkarcı anlaşmalar peşinde oldukları, veya Almanya Müttefiki Italya ve birkaç İskandinav ülkesi bir yana, Almanya’ nın askeri başarıları disiplinli, iyi eğitilmiş, organize ordularına ve zamanının en yeni ve gelişkin teknik altyapıyla üretilmiş silah ve savaş araçlarına dayanıyordu. “Arı ırk” idolü, fanatik milliyetçilik propagandası ve başını komunistlerin ve sosyal demokratların çektiği politik direncin kanlı biçimde bastırılışı, Hitler militarizmini hem ülke içi, hem de ülke dışı güçlü ve sağlam bir konuma getiriyordu.
Fransa, Polonya, Çekoslavakya ve Macaristan’ ın faşizm imparatorluğuna katılmasının ardından sıradaki hedefi Sovyetler Birliği olarak göstermesi, Hitler için kısa vadede ufak zaferler getirirken, uzun vadede kendi yenilgisi ve milyonlarca insanın ölümü veya şehit düşmesi anlamına gelecekti.
Polonya ve Çekoslavakya’ dan ötürü karadan Sovyetler’ e sınırı olan Almanya ilk saldırılarını Ukrayna ve Belarus’ a karadan, elinde bulunan Kiel, Hamburg ve Danzig limanlarıyla Leningrad’ a denizden yaptı. Sadece orduların ilerleyiş hızını ve saldırı gücünü arttırabilmek için askerlerin kış için gerek duyacakları özel silahlanma ve donanımından vazgeçildi. Ordu komutanlarından Franz Halder zaferden o kadar emindi ki, 3 Haziran 1941′ de yaptığı bir konuşmada savaşın sadece 2 hafta süreceğini ve Sovyetler’ in kesin yenilgisiyle sonuçlanacağını bildirdi. Savaşa yaklaşık 3 milyon asker, yüksek sayıda motorlu taşıt ve panzer ayıran Almanya, savaşı ilan ettiği 1941 Haziran ayları başlarında yaptığı ilk saldırılarda 2000′ e yaklaşık henüz havalanmamış Sovyet savaş uçağını yok etti, ağustos ayları başlarına kadar Kızıl Ordu 400.000′ den fazla kayıp verdi. Leningrad’ı saran Hitler orduları Moskova’ nın 30 km yakınlarına dahi gelebildi. Ancak Leningrad’ ın başarılı savunması ve kışın gelişi Alman ordularını yavaşlattı.
Ocak 1942′ de Alman birliklerinin henüz bir sonuç alamaması üzerine Hitler, ordu komutanlığını üzerine aldı. 1942 Kışı’nda yapılan planlara göre Ukrayna ele geçirilerek Stalingrad ve Kafkaslar, 1942 Yazı’ nın başlarında ele geçirilmesi ön görülürken, Ukrayna dışında hiç bir somut sonuç alamayan Almanlar, kaybettikleri gücü, teknik ekipmanı, aracı ve askeri, Ukrayna’ nın kuzeyinden Stalingrad’ a aktarmak isterken, buradaki, başında General Konev’ in görevli olduğu Orjol-Kursk-Karkov cephesinde kıskaca alındılar. İzledikleri rota tam Kursk şehri üzerinden geçerken, Sovyetler, burada bir ucu kuzeyde Oryol ve öbür ucu güneyde Karkov olan demir hattına paralel bir cephe kurmuşlardı. 1942 Yazı boyunca Kursk cephesinden gecirilmeyen takviye birliklerle durumları iyice kötüleşen Alman askerleri 1943 senesi başları tam bir yenilgiye uğradılar.
General Şukov ve Çuikov savaş esnasında bizzat Stalin tarafından cepheden telefonla aranıyor ve belli önemli görüşmeler için çağrılıyordu. Bu görüşmeler sırasında yazdıkları anılarında her iki generalin de Stalin’ de dikkatlerini çeken, Stalin’ in günlük 12-13 saatlik çalışmalarına rağmen çok canlı görünüşü, cephe taktik ve stratejilerine çok iyi sahip oluşu, özellikle Kursk ve Stalingrad cephe ve coğrafyasını çok yoğun çalışmış oluşu ve bunun yanında onun sakin, ağırbaşlı karakteri ve parlak zekasıydı. Şukov, Stalin’ i “gerçek bir askeri deha” olarak niteliyor ve onunla ilk görüşmesinin kendisi için çok etkileyici olduğunu ekliyor.
Bu seneye kadar güneyde Dneper ve kuzeyde Volga nehirlerine dayanmış Alman orduları savaş esnasında sadece Sovyet askerlerini değil, Ukrayna’ da yaşayan yahudileri de hedef aldı ve Ukrayna toprakları hakimiyeti esnasında yaklaşık olarak yarım milyon yahudi öldürüldü. Bu katliam bugün Ukrayna’ da Babi-Yar Katliamı olarak bilinir.
Rus topraklarında kışa hazırlıksız yakalanan Alman orduları, takviyesiz ve korunmasız kaldıkları gibi ilerleyemiyorlardı da. General Çuikov, anılarında Volga’ nın o sene garip bir şekilde Sovyetler’in aleyhine normalden daha geç donduğunu yazıyor. Volga’nın eksi 15 derecede donması o senenin kasım ayına denk geliyor ve bu durum, Almanlar’ ın, panzerleri ve askerleri taşımak için kullandıkları botları işe yaramaz kılıyor. Bu üçüncü nokta Almanlar’ ın yenilgisine ivme kazandırıyor.
Stalingrad zaferi kesin bir sonuca dogru giderken güneyde Ukrayna topraklarında Dneper en büyük cephe haline gelmişti. Ukrayna’ nın kuzey cephelerinden Kursk-Kiev-Karkov üçgeni Dneper cephesi için tampon bölge olarak konumlandırılmış, Stalingrad ve Dneper cepheleri bir yandan savunulurken, öbür yandan da kaybedilmiş başkent Kiev için mücadele veriliyordu. Stalingrad zaferinin ardından cephe güçlerinin güneye ve güney batıya kaydırılışı, Dneper ve Karkov cephelerinin güçlenmesini sağladı. Voroneş ve Bryansk cephelerinden gelen destek faşistleri Yelets- Kursk hattından Sevsk-Lgow hattına kaydırdı. Belgorod-Karkov Operasyonu olarak bilinen mücadele Karkov’ un yeniden Sovyet toprağı olmasıyla sonuçlandı.
Batıda Dneper üzerinde bulunan geriye kalan Alman birlikleri kuzey doğudan güney batıya aktarılan Voroneş, Step ve Güneybatı cepheleriyle Dneper paralelinde Dnepropetrovsk, Çerkasi ve Kiev kentleri hareket noktası alınarak sürüldü ve yok edildi. Bu çarpışma esnasında 2. Ukrayna Cephesi Generali olan General Vatutin 1943 sonu Kiev yakınlarında ağır yaralandı ve Kiev’de bir hastaneye getirildi. Birkaç hafta ancak dayanabilen General Vatutin, 1944 başı Kiev’de kaldığı hastanede şehit düştü.
Kuzeyde Moskova ve Leningrad yakınlarına kadar gelmiş Alman askerleri geri püskürtülmüş, Stalingrad geri alınmış ve Ukrayna tekrar Sovyet toprağı olmaya başlamıştı. Ukrayna-Polonya sınırına yakın Lvov üzerinden 1. ve 2. Ukrayna Ordusu, kuzeyden Belarus 1., 2. ve 3. Orduları Polonya ve Çekoslovakya toprakları üzerinden Almanya’ ya doğru ilerlerken savaş başlarına kıyasla ciddi ve kayda değer bir dirençle karşılaşmadılar.
1945 İlkbaharı Sovyet askerleri, Alman başkenti Berlin’ e ulaşmıştı. Savaş Volga nehrinden Berlin’ e taşınmıştı. Savaş steplerde değil, faşistlerin başkentinde sürdürülüyordu artık. İngiliz ve Amerikan bombardımanından harabeye dönmüş Berlin’ de, sokak çatışmalarını sürdürmek için ufak çocukları dahi kullanmayı gözardı etmeyen faşist yönetim, kendi ana cephesinde kıskaca alınmıştı.
Sovyet ordusu bir yandan askeri mücadeleyi sürdürürken, diğer yandan Hitler’ in canlı ya da ölü olarak ele geçirilmesi konusunda kafa yoruluyordu. Berlin’ de Sovyetler Birliği ana ordu karargahına 30 Nisan’ ı 1 Mayıs’ a bağlayan gece, saat 03.55 civarı Nazi Ordu Generali Krebs’ in girişi, yine Çuikov tarafından çok canlı bir şekilde aktarılıyor. Krebs Çuikov’ un bulunduğu odaya girerek ona, Hitler’ in 30 Mart günü saat 15.00′ te kendini silahıyla vurarak intahar ettiğini ve ardından cesedinin yakıldığını söylüyor. Hitler’ in ölümü ilk olarak General Krebs tarafından öğreniliyor ve Sovyet radyosu aracılığıyla önce Sovyetler Birliği ve Almanya’ ya ve ardından diğer ülkelere aktarılıyor. Krebs’ in karargaha gelmekteki amacı teslimiyet değil, Sovyetler’le İngiliz ve Amerikalılar’ a karşı işbirliği. Krebs, Çuikov’ dan üzeri kapalı biçimde kendilerine başta askeri olmak üzere, Hitler sonrası ama yine faşist çizgide bir yönetimin kuruluşu için destek ve yardım istiyor. Çuikov Krebs’ten şartsız kapitulasyon talep ederken Krebs bunu reddediyor ve istedikleri yerine getirilmezse son adama kadar çarpışmaya devam edeceklerini iddia ediyor. Krebs’ in bu söyledikleri Sovyet generalleri tarafından alayla karşılanıyor, çünkü her iki tarafta Hitler Almanyası’ nın çaresiz, askersiz ve silahsız olduğunu biliyor. Krebs bu sırada Goebbells ve Bormann’ la işbirliği halinde ve bunlar Hitler’ in intiharının ardından kendilerini “Yeni Hükümet” olarak tanıyorlar. Krebs, bu esnada Himmler ve Göring’ in birkaç birlikle Berlin’ e kıyasla kuzey batıda kalan Mecklenburg bölgesinde saklandıklarını, kendilerince ayrı bir hükümet kurduklarını, Amerikalılar ve İngilizler’le işbirliğine hazır olduklarını bildiriyor ve bundan dolayı onları hainlikle suçluyor. Krebs Himmler’ in Hitler’ in intiharından haberdar olmadığı ve Berlin’ de kurulması hayal edilen yeni hükümetten haberdar edilmesi için Çuikov’dan iletişim ağını Sovyet denetimi altında kullanmayı talep ediyor. İsteği positif olarak karşılanan Krebs’ e geçici hükümet konusunda hiç bir ödün verilmiyor ama konuyu detaylı görüşmek üzere Krebs Goebbels’i karargaha getirmek için geri yollanıyor. 2 Mayıs günü saat sabah 4 civarında propaganda bakanlığı görevlilerinden Dr. Hans Fritzsche tarafından Goebbels’ in intihar ettiği ve cesedinin yakıldığı bildiriliyor. Aynı gün Krebs’ in de kendini vurduğu haberi geliyor. Dr. Fritzsche Almanya’ nın kapitulasyonunu radyodan ilan ediyor ve 8 Mayıs günü resmi kapitulasyon Sovyetler birliğini temsilen General Şukov’ un ve Almanya’ yı temsilen Dr. Fritzsche’nin katılımıyla Berlin-Karlshorst’ da, bugünün Rus-Alman Müzesi’ nde gerçekleştiriliyor.
Savaş, yerle bir olmuş bir Avrupa, kana bulanmış kentler, amaçsızca katledilmiş milyonlarca Yahudi, Çingene, Rus, Alman, Ukraynalı, Macar, Polonyalı ve başka halkları ardında bırakıyor. İnsanlığı faşizm lanetinden kurtaran Sovyetler Birliği, ardında bıraktığı bunca şehide, kayba ve yıkıma layık anılmalı ve 8 Mayıs faşizme karşı kazanılmış olan 20. yüzyıla “ait” bir tarih niteliğinden çıkıp evrensel bir boyuta taşınmalı. Sosyalist mücadele faşizme karşı sürdürdüğü mücadelede kendini şematizm ve tek-boyutluluktan kurtarabildiği ölçüde anlam taşır. Hitler faşizmine karşı kazanılmış zafer, “faşizm” denen ideolojiye karşı kazanılmış evrensel bir zafer olarak alındığında, kendisine layık olarak anılabilir.
Kaan Kangal, Jena 13.03.07
Not: Bu çalışmasını bize ulaştıran Kaan Kangal arkadaşa değerli katkısından dolayı Stalin Arşivi olarak teşekkür ederiz.