Yeltsin’in ölümü
Tüm-Rusya Bolşevikleri Komünist Partisi başkanı Nina Andreeva‘nın bölgesel Radyo haber programı “Novosti” muhabirine Boris Yeltsin’in ölümü dolayısıyla 24 Nisan 2007 tarihinde sabah saat 9:00′da verdiği röportaj.
Muhabir: Boris Nikolaeviç Yeltsin 23 Nisan’da öldü. Sizin tepkiniz nasıl oldu, ya da bu olayı nasıl karşıladınız?
N.A.Andreeva: Bu olguya karşı tavrım iki yönlüdür, aynı şekilde Tüm-Rusya Bolşevikleri Komünist Partisi’nin bütünün tavrı da budur:
- bir yandan memnun oldum -dünya üzerinden bir hain ve suçlu eksildi.
- öte yandan, çok üzüldüm, çünkü Yeltsin böylece işlediği suçlardan dolayı halkın cezalandırmasından kurtuldu.
Yeltsin Halk Mahkemesinde yargılanmalı ve şu suçlardan idam edilmeliydi:
- Sosyalist Anavatan’a ihanet.
- En üst mevkilerinden birinde bulunan bir yöneticisi olarak Sovyetler Birliği Komünist Partisi’ne ihanet.
- Partiye girerken savunmaya yemin ettiği komünist ideolojiyi saptırmak ve onu ayağa düşürmek.
- Tüm Sovyet halkına karşı gerçekleştirilen siyasal komploya baş organizatör olarak aktif katılım. Bununla Yeltsin’in iki ortağıyla birlikte Blejov’de SSCB’nin varlığına son veren anlaşmaya imza attığını ilan etmesi gibi tarihte eşi görülmemiş bir siyasal terör eylemini gerçekleştirmiş olmasını kastediyorum.
- Rusya Federasyonu Yüksek Sovyeti’nin ortadan kaldırılması ve Yüksek Sovyet’i savunmaya gelenlerin fiziksel olarak yok edilmeleri [*]. Sonucunda sadece halkın sefaletine değil, aynı zamanda onun büyük çöküşüne, gerçekte - Rus ulusunun ortadan kalkmasına götüren tüm nüfusun bir hırsız ve haydutlar çetesi tarafından soyulmasına yol açan burjuva reformlarını zor yoluyla uygulamaya koymak. Rusya sonraki süreçte, Yeltsin’in bu politikası yüzünden birkaç yüzyıl geriye gitmiştir.
-Ülkenin doğal zenginliklerinin yağmalanması ve tarihte görülmemiş çapta yurtdışına sermaye kaçırılması.
- Birinci ve İkinci Çeçen savaşlarını organize etmek.
- Ve daha pek çok, pek çok başka suçlar, ki bunların tam bir listesini çıkarmak çok zordur.
Onun haydutluk eylemlerini ana unsurlarına ayırmam gerekirse: birincisi, SSCB’nin yıkımı; ikincisi, Silahlı Kuvvetlerin yıkımı; üçüncüsü, ekonominin yıkımı.
————————–

“Ulus Yasta”
————————–
Yeltsin, mülksüzleştirilmiş (kulakların [büyük toprak sahibi köylüler -ç.n.] tasfiyesi döneminde) ve Urallar’a sürülmüş olan Sovyet sisteminin düşmanlarından birinin oğluydu. Yalnızca yeni otoritelerin düşmanlarının ve halkın kurulmuş olan sosyalist düzenine güçlü, sıkça silahlı olarak direniş gösterenlerin sürgün cezasına çarptırılmış oldukları kanıtlanmış bir tarihsel olgudur. Yeltsin başlarda, 1991 yılına gelinceye kadar, kulak kökenini gizlemişti. SBKP Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov, namussuzca, ikiyüzlüce SSCB’nin politik ve parti yönetiminin en üst mevkiine tırmandı ve burada Batılı lobilerin desteğini de alarak bir komploya girişti. Bu amaçla aslında nasıl bir kişi olduğunu bildiği Yeltsin’i Merkez Komite’ye davet etti. Gorbaçov, çevresinde -doğru zaman gelinceye kadar Sovyet iktidarının gözü dönmüş düşmanları olduklarını gizleyecek olan- potansiyel siyasal hainlerden bir çeteyi topladı. Şimdi, Gorbaçov döneminde SBKP yönetiminin yarısından fazlasının kulak kökenlilerden oluşturulduğunu biliyoruz. Diğer yarısı ise Amerikan aşığı Siyonist “şahsiyet”lerden oluşturuldu.
Yeltsin’in ölümü dolayısıyla, en çok halkın intikamından kaçmayı başarmış olmasına üzülüyorum. Sosyalist Anavatan’ın hainleri, ülkemizin gayretli yıkıcıları ve halkımızı aşağılayanlar şunu bilmelidirler ki, Sovyet halkı HER ŞEYİ hatırlıyor ve HİÇBİRİNİ ASLA AFFETMEYECEKTİR.
————————–
[*] 1993 sonbaharında Yeltsin’in bir darbe girişimine karşı onu görevden alarak cevap veren Yüksek Sovyet’in kuşatılması ve Moskova halkından binlerce insanın (çoğunluğu Sovyetler iktidarının yeniden tesisi şiarıyla harekete geçen örgütlü komünistlerden ve işçilerden oluşuyordu) Yeltsin’e bayrak açan milletvekillerini korumak üzere Yüksek Sovyet binasının etrafında toplanmasıyla başlayan olaylarda (21 Eylül-4 Ekim 1993), özel birliklerin çoğunluğu silahsız kitlelere saldırması sonucunda yüzlerce (kesin sayısı bilinmiyor) insan katledildi. “4 Ekim 1993 sabahı, en ufak bir uyarı yapılmaksızın, saldırı emri verildi. Parlamentonun üzerine yağmur gibi mermi yağıyor, birbiri ardına, her katı top ateşine tutuluyor. Bir insan kırımı. Bombardıman sırasında kendisi de binanın içinde bulunan düzenli ordudan bir subay, [Amerikalı gazeteci] Mike Davidov’a, binanın ele geçirilmesinden sonra saldırganlar tarafından bir tek salondan 500′e yakın ceset çıkarıldığını saydığını söyleyecektir. Başkentin “iyi haber alan çevreleri”ne dayanarak bilgiler aktaran “Le Monde”un Moskova muhabiri 1500 ölüden söz eder.” (Henri Alleg, Büyük Geri Sıçrama, Evrensel Yay., s. 120) Batı basınında o dönemde bu olayın üzeri tamamen örtülmüştür. “Kasaplığı ve güç kullanımını kınamak için Batıdan tek bir resmi ses yükselmeyecektir. Tam tersine, Washington, Paris, Bonn, Londra gibi “demokrasi” ve “insan haklan”nın yüce başkentleri -kendi parlamentosunu obüsler altında ezerek- özgürlüğü kurtardığı için Yeltsin’i kutlayacaklardır. Seyrek istisnalar dışında, bir kez daha, sağdan sola, bizim “seçkinler”in de, “tutuculuk” ve “totalitarizm” yandaşları üzerinde “ilerleme insanları”nın bu büyük zaferine sevindiklerini gözlemledik.” (aynı yerde, s. 121) - Stalin Arşivi’nin notu.
————————–
kaynak: http://uk.groups.yahoo.com/group/ForBolshevismAUCPB/
çeviri: Stalin Arşivi çeviri birimi