Küba’da “Troçkizm” Tartışması
Dante Castro’nun iki makalesine Stalin Arşivi‘nin sunuşu
TARİHSEL ‘REVİZYONİZM’ VE GÜNCEL MÜCADELE
Geçen günlerde bir internet sitesinde yer alan Kübalı “troçkist” yazar Celia Hart’ın Küba Devrimi ve Stalin hakkında Londra’da yaptığı bazı açıklamaların çevirisi sınırlı da olsa ilginç bir tartışmaya yol açtı…
TARİHSEL ‘REVİZYONİZM’ VE GÜNCEL MÜCADELE
“Eski bir yoldaşın, şimdi çok özlediğimiz Stalin’in [Mart ayında ölmüştü] bir resminin önünde, bu kapitalist ahtapotların yok edildiğini görene kadar asla rahat etmeyeceğime yemin ettim.”
(Che Guevara’nın 1953 yılı ortasında teyzesine yazdığı bir mektuptan aktaran: Jorge Castañeda, in Compañero: The Life and Death of Che Guevara, New York: Vintage, 1998, s. 62)
Geçen günlerde bir internet sitesinde yer alan Kübalı “troçkist” yazar Celia Hart’ın Küba Devrimi ve Stalin hakkında Londra’da yaptığı bazı açıklamaların çevirisi sınırlı da olsa ilginç bir tartışmaya yol açtı. Daha önce de çeşitli makaleler yazarak benzer konuları ele alan bayan Hart, bu bir hayli yüzeysel denemelerinde, yalnızca suyu çıkmış troçkist tezleri yeni buluşlarla harmanlayarak Stalin imgesine saldırmakla yetinmiyor, aynı zamanda Küba Devriminin tarihini ve hatta onun anıtsal önderi Ernesto Che Guevara’nın düşüncelerini ve eylemini de çarpıtmaya, zorlama soyutlamalar yoluyla onu troçkizmle yan yana koymaya çalışıyordu. Küba’da pek hoş karşılanmayan yazar bu tezlerini Avrupalı troçkist çevrelerin yayınlarında dile getirmekte ve gerek ülkesinde, gerek Küba dışında yoğun eleştirilere maruz kalmaktadır. Bu durum, “Stalin” imgesi etrafında sosyalizme saldırıları ve devrimci ideallere bağlı aydın ve emekçilerin bu saldırılar karşısında giderek güçlenen karşı duruşlarını kapsayan şiddetli tartışmaların, yalnızca Türkiye’de ya da Rusya’da değil, sosyalist Küba’da da güncel olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Armando Hart ve Haydee Santamaria gibi Küba Devriminin iki önemli figürünün kızları olmasının dışında hiçbir ayırdedici özelliği olmayan ve kendi ülkesinde gerek entelektüel, gerek politik bakımdan çok önemsiz bir figür olan bayan Celia Hart’ın açıklamaları, Avrupa’daki troçkist entelektüel çevrelerde, bunlara Küba tarihiyle ilgili duymak istedikleri şeyleri söylediği için çok önemseniyor. Devrim tarihini inceleyen ciddi araştırmacıların ve bu konuda uzmanlaşmış kuruluşların bulunduğu, onun da ötesinde Devrimi gerçekleştirenlerin büyük bir bölümünün hala hayatta ve yazarlar, politikacılar, eğitimciler olarak etkin olduğu Küba’da ise bayan Hart’ın çarpıtmaları büyük çoğunluk tarafından hiç önemsenmiyor, önemsendiğinde ise çok ağır eleştirilere konu oluyor.
Bayan Hart her ne kadar her fırsatta kendisini “hiç bir gruba bağlı olmayan bir Troçkist olarak” tanıtma ihtiyacı duyuyorsa da, İngiliz Labor Party’nin resmi bir fraksiyonu olan Alan Woods önderliğindeki Londra merkezli Socialist Appeal çevresine yakın olduğu bilinmektedir (bkz. Who is Celia Hart?, marxist.com). Alan Woods çevresi Latin Amerika’da özelikle Küba ve Venezüella’da klasikleşmiş troçkist “sızma” tekniğine özel bir ağırlık veren bir gruptur. Bununla birlikte Hart’ı Küba Devrimi tarihi hakkında uçuk troçkist buluşlarını her zeminde açıklamaya teşvik eden Woods çevresi, bu tarihsel tezlerin Küba’da ve Latin Amerika’da devrimci çevrelerde ciddiye alınamayacak safsatalara dayandırılmış olmasını ilk planda önemsememektedir. Ne de bu tezler dayanak yapılarak varılan güncel politik değerlendirme ve önerilerin benzer durumunu. Avrupa’da (aynı şekilde Türkiye’de de) Küba’daki aydınları ve emekçi yığınları yönlendiren düşünceler çok az tanınmaktadır, karşılık olarak Kübalılar da Küba Devrim tarihini Avrupalı troçkist entelektüellerin fantastik tarihsel revizyonizm denemelerinden öğrenme ihtiyacını pek az duyarlar. Bu durum, Küba’da olmasa da dışarıda, Celia Hart gibi bir yazarın görüşlerini, kendisinin değil onun anne ve babasının isimlerinin itibarına dayanarak Kübalı sosyalistlerin en azından bir kısmı içinde kabul görebilen bir “yorum” olarak yutturma imkanı verdiği için troçkistlerin işine gelmektedir. Yalnız şu noktayı özellikle vurgulamak gerekir ki, Küba dışında yaratılan bu illüzyonun nihai hedefi yine Küba’dır.
Nitekim, bayan Hart dışardaki açıklamalarında yalnızca “tarihsel sorunları” ele almakla yetinmiyor ve ülkesindeki sosyalist iktidarı savunur görüntüsü verirken bir yandan da “teknokrat-bürokrat kesimin hiç bir denetime tabii olmazsızın ayrı bir zümre gibi yaşadığı” gibi tipik troçkist iddialar ortaya atıyor. Bunlar bayan Hart’ın Küba’daki açık toplantılarda, herhangi bir resmi baskıdan korktuğu için değil, herşeyden önce en iyi ihtimalle açıkça alaya alınacağını bildiği için kolay kolay dile getiremeyeceği suçlamalardır. (Kaldı ki söylediği gibi başına buyruk “her türlü denetimden yoksun bir bürokrasi” iktidarda olsaydı bunları herhalde ülke dışındaki toplantılarda da söyleyemezdi). Bayan Hart ayrıca Küba’da “sağcı olmayan” partilerin legalleştirilmesini ve böylece Komünist Partisi’nin siyasal tekelinin sona erdirilmesini istediğini ve Venezüella’yla kurulan ilişkilerin böyle bir etki yaratmasını umduğunu açıkça dile getirmektedir.
Celia Hart’ın bu güncel istemleriyle, Küba devriminin tarihini yeniden yazmaya girişen “tezleri” arasındaki güçlü bağlantı ise özellikle dikkat çekicidir ve 20. yy sosyalist hareketiyle ilgili tarihsel tartışmanın güncel önemi hakkında önemli bir uyarı olarak görülmelidir. Bu örnek de gösteriyor ki, devrimler tarihi hakkındaki cehalet, sosyalist iktidarlar altında sosyal demokrat, “reformcu”, troçkist, vb. denilen her türlü teslimiyetçi, kapitalist restorasyoncu, gerici eğilim için en verimli kuluçkadır. SSCB’nin çökertilmesiyle dünya politikasında oldukça marjinal bir konuma sürüklenen ancak teslim olmayan sosyalist mevziler, tüm dünyada emekçi yığın hareketlerinin gelişmesine paralel olarak emperyalizmin bütün baskılarına rağmen etki alanlarını yeniden geliştirmeye başlamışlardır. Hem yenilmiş, hem de yaşayan sosyalist ve devrimci iktidarların tarihini doğru öğrenme ve burjuva tarihçiliğinin tüm türevlerinin yalancılığını tekrar tekrar boşa çıkarma sorumluluğunu, yalnızca o ülkelerin devrimcilerinin değil tüm komünistlerin günümüzdeki başlıca görevleri arasına sokan gelişmenin güncel özü de buradan kaynaklanmaktadır.
Kaldı ki vitrininde troçkistlerin arzı endam ettikleri bu oyun ilk kez oynanmıyor. Küba’dan her alanda “reformlar” talep eden özellikle Avrupalı kapitalist çevrelerin de, Küba dışında devrimin tarihi ve güncel durumu hakkında Avrupalı Sosyal Demokrat/”Sosyalist” partiler ve “Sosyalist” Enternasyonallerinin sponsorluğunu arkasına almış troçkist aydın çevreleri tarafından yaratılacak çarpıtılmış tablonun, Küba’yı çok iyi bilinen “de-Stalinizasyon”, “demokrasi”, “çoğulculuk”,”açıklık”, “sivilleşme” dövizleri altında daha önce SSCB ve Doğu Avrupa’daki Halk Demokrasilerinin sokulduğu tükeniş yoluna sokmanın garantili, sınanmış bir yöntemi olarak gördüklerine şüphe yok. Emperyalist merkezlerin Sosyal-Demokrat partileri, Sovyet çözülüşünde emperyalizme verdikleri üstün hizmetlerini Küba’da da tekrarlayarak bir kez daha kapitalist efendilerinin aferinini almak ve böylece, Yeni Dünya Düzeni’nden “işlevlerinin” sona ermediğini onlara kanıtlamak arayışındadır, troçkist grupçuklara aslında yalnızca daha önce olduğu gibi “aktarma kayışı” rolünü oynamak düşüyor (bu konuda yakın tarihten ayrıntılı örnekler için bkz. Troçkizm CIA’in hizmetinde, sosyalist ülkelere karşı, Ludo Martens).
Ne var ki uzun yıllar boyunca “de-stalinizasyon”un ağır ideolojik erozyonu altında kendi kendilerini sakatlayan ve silahsızlandıran Sovyet yöneticilerinden farklı olarak Kübalı sosyalist yöneticiler, Küba’nın emekçi halkı ve devrimci aydınlarıyla Latin Amerikalı marksist-leninistler yalnızca Marks, Engels, Lenin ve Stalin’le Büyük Ekim Devrimi’nin yaşayan mirasını değil, kıtanın devrimci geleceği açısından önemi daha az olmayan Küba Devrimi’nin ve Che’nin yaşayan devrimci değerlerini ve geleneklerini de tarihsel tahrifat girişimlerine savunma zorunluluğuyla -ve Sovyet çözülüşünün derslerini de çok iyi gözlemlemiş olarak- bu tür çarpıtmalara kararlı biçimde karşı koymaktadır. Yoldaş Dante Castro Arrasco’nun, Celia Hart’ın çarpıtmalarını bütün yönleriyle ortaya koyan iki makalesi bunun mükemmel örnekleridir.
Stalin Arşivi
(4/7/2006)
………………..
Hart Usulü Troçkizm Hakkında
Dante Castro* / 2005-10-5
Küba sınırları dışında büyük gelişme; Celia Hart troçkist oldu. Artık o sorumsuzca kalem oynatan, resmi çevrelerin desteğini alan bir yıldız sayılır; çeşitli uluslardan gazetecilerin ve karşı-devrimci kalemşörlerin yıldızı. Bu durumu en fazla alkışlayan da Fidel’in düşmanı Alberto Montaner’den başkası değil: “…rejimin sıkıcı ortodoks ideolojisinin içinden troçkist bir eğilimin çıkması bana ilginç geldi. Castro’ya ilk karşı çıkan Marksistler tam da troçkistler olmuştur.”
Kapitalizmin (dış düşman) ve bürokratizmin (iç düşman) kötülüklerine karşı Küba’da sosyalizmi savunan bizler için bu troçkist sızma ne “demokrasi” ne de “çoğulculuk” anlamına geliyor; buna olsa olsa ideolojik çözülme denir. Üretim araçlarını toplumsallaştırmış ve sosyalist ekonomiye geçmiş bir ülkede troçkist reçete tutmaz. Sosyalizme kesintisiz geçişi anlatan şu utangaç terim, sürekli devrim, zaten sosyalist düzende yaşayan Küba’da bir şey ifade etmez. Bunlar, enternasyonalist görevlerini her zaman yerine getiren devrimcilere bilmiş bilmiş devrimin uluslararası karakteri olduğunu vaaz ediyorlar. Küba Devrimi’nin tek ülkede sosyalizmi korumak adına proleter enternasyonalizmini reddettiğini kim iddia edebilir? Harry Villegas’ın çok güzel ifade ettiği gibi: “Mutlak bir fedakarlık ruhuyla hareket eden bütün Kübalı enternasyonalistlerin kahramanlığını ve büyüklüğünü anlatmaya sözcükler yetmez.”
Klasik troçkizmin başka bir tehlikesi de partinin ve halkın birliğini bozmak olabilirdi. Ama bu doktrin hiç kök salamayacağı topraklara düştü. Troçkistler, Uluslararası Kitap Fuarı’na (Havana, Şubat 2005) üç stand kitapla geldiler ama Küba halkı bunlara en ufak bir ilgi göstermedi. Üç yayınevi istedikleri satışları yapamadı, çünkü halk bilgedir. Aynı anda Casa de Las Americas’ın dergisinde, derginin sürekli okuyucularını şaşırtarak, troçkist eğilimli makaleler yayınladılar. Buna paralel olarak Hugo Chavez eserlerini okumadığı Troçki’yi öven sözler sarfetti.
Marksizm-Leninizm bütün devrimci partiler arasında asgari ortak temeli sağlarken troçkizm azami bölücü olma görevini sürdürüyor. Demokratik merkeziyetçilik ve birlik-eleştiri-birlik formülü troçkistlerin talep ettiği parti içinde fraksiyon yaratma özgürlüğünü içermez. Zaten troçkistlerin bu bölücülüğü bizzat troçkist hareketin sürekli bölünmesinden, mikro grupçuklara ayrılmasından ve atomize olmasında açıkça görülür. Küba’ya da bölünmeyi mi öneriyorlar?
Celia Hart hangi troçkizmi kastediyor?… Moreno’yu mu, Pablo’yu mu, Lora’yı mı, Posadas’ı mı, Mandel’i mi? Hangisinin çizgisini kastediyor? Birleşik Sekreteryayı mı, Komünist Ligi mi, Dördüncü Enternasyonal Yeniden Kuruluş’u mu? Bunlara hiçbir zaman yapmadıkları ve yapmayacakları devrim için yapılan tartışmalardan doğan son saniye bölünmelerini de ekleyebiliriz. Troçkizm pek çok cephede çarpışır ve bunların arasında üç cephe öne çıkar: (bağımlı oldukları) kapitalizme karşı, Stalinizime karşı ve diğer troçkistlere karşı.
İnterneti şöyle bir gezin, troçkistlerin Küba Devrimi’ni Stalinist diye kötülediklerini göreceksiniz. Troçkizm hiçbir zaman Fidel Castro’nun müttefiği olmadı; tam tersine. Onu bürokratizmle, otoriterizmle, militarizmle, gerillacılıkla ve bunun gibi şeylerle suçladı. Emperyalizmin uşakları Celia Hart’ın bu dönüşünden işte bu yüzden bu kadar memnunlar.
Latin Amerika ve Avrupa’da troçkizmin burjuva aydınların, kısa bir süre solcu kalacak isyankar öğrencilerin ve ayrıcalıklı kastların afyonu olması bir tesadüf değildir. Yönetici kastın çocuklarının da ünlü figür Lev Davidoviç Bronstein’a, o “anlaşılmamış”, “kurban gitmiş” adama, reel sosyalizmin sonunu ilan eden peygambere aşık olması da tesadüf değildir.
PUSUDAKİ TROÇKİZM
Celia Hart’ın bu dönüşüne şaşıranlar var; bu kişiler Celia’nın babası Armando Hart’ın kızına Isaac Deutschter’in ilk kitaplarını verdiğini okuyunca daha da çok şaşırıyorlar. İşte bu yüzden Bay Hart tarafından Deutscher’in Stalin hakkındaki kitabına yazdığı önsöze değinmenin zamanıdır. Ama bu şaşkınlığı biraz yatıştırmak için Armando’nun her zaman bir Troçki hayranı olduğunu söyleyelim; Che’nin mektupları da buna tanıklık ediyor. Che’nin [Küba’da kısa süre önce yayınlanan, Eylül/1997 Contracorriente dergisi, yıl 3, sayı 9] Kongo’ya giden Kübalı gerilla grubuyla beraber yola çıktıktan sonra, Tanzanya’dayken, Küba’ya ve oradan da Bolivya’ya gitmeden önce yazdığı mektubu okuyalım:
Che beşinci maddede şunları söylüyor:
“Burada Marx’ın, Engels’in, Lenin’in, Stalin’in [orijinal metinde Stalin’in altı çizilerek vurgulanmış] ve diğer büyük Marksistlerin bütün eserlerini basmak gerekir. Örneğin kimse Rosa Lüksemburg’u okumadı; Luxemburg Marx’ı eleştirirken bazı hatalar yapsa da (üçüncü cilt) şehit olmuş ve emperyalizme karşı içgüdüleri bizimkine göre daha yüksek bir devrimcidir.”
Daha sonra altıncı maddede:
“Bunların yanı sıra, gelmiş geçmiş ve bir şeyler yazmış bütün büyük revizyonistleri de (isterseniz Kruşçev’i de dahil edin), -şimdiye kadar hiç olmadığı kadar iyi biçimde analiz edilmiş olarak- yayınlamak gerekiyor, dostun Troçki de bunların yanına koyulmalı, öyle görünüyor.”
Hala anlaşılmıyor mu? Zaten açık olanı bir de biz açıklayalım. Che, Kruşçev’in başlattığı topyekün bir destalinizasyon döneminde, Stalin isminin altını çiziyor, Kruşçev’i, “senin dostun” Troçki’nin yanında “gelmiş geçmiş ve bir şeyler yazmış büyük revizyonistler” listesine ekliyor. Che Marksist-Leninist, anti-revizyonist, anti-Kruşçevci duruşunu, troçkizme uzaklığını bir kez daha ortaya koyuyor. “Dostun” diyerek de Hart’ın troçkizmini belgeliyor.
İnternete baktığımızda Che’nin Stalin’e olan hayranlığını gizlemek için bu mektup tek bir cümle halinde yayınlandığını görüyoruz. Che, 1964 yılında yazdığı makalelerde sık sık Stalin’den alıntılar yapardı; bunu da Stalinizmi eleştirmek için yapmazdı. İki örnek vermek gerekirse “Finansal Bütçe Sistemi Üzerine”, “Banka, Kredi ve Sosyalizm” yazılarına bakılabilir. Che’nin Hart’a gönderdiği mektubu sergilemek istediklerinde beşinci maddeyi atıyor, altıncı maddeyi de kırpıyorlar. Cahilleri şaşırtmak için yapılan büyük bir sahtekarlık, kafa karıştırıcı bir tuzak bu.
Cehaletimizden yararlanarak başka bir aldatmacayı da atıyorlar önümüze: Che kendisi farkında olmasa da Troçkistmiş. Bırakın bunları! Bu kemiği başka köpeklere yutturun!
Aynı şekilde şunu da açıklığa kavuşturmak gerekiyor: Che “sosyalist devrim ya da devrim karikatürü” derken Troçki’nin sürekli devrim tezine gönderme yapmıyordu. Che o sözleri söylediği sırada Küba devrimi demokratik devrim aşamasını geçmiş, sosyalizme kesintisiz biçimde geçiyordu.
MARKSİZM-LENİNİZME DÖNMEK
Küba Devrimi’nin içinde bulunduğumuz kritik günlerinde bu tür ideolojik sapmalara hiç yüz verilmiyor. Küba halkı liderleri etrafında kenetlendiğini ilan etti. Aynı zamanda doğru yolda olduklarını ve bu yolu inatla tuttuklarını ilan etmiş oldular. Miami’dekiler [Kübalı karşı-devrimci kaçakların büyük çoğunluğu ABD’nin Miami kentinde örgütlenmektedir –ç.n.] aldıkları hediyelerle mağaralarında pusuya yatmışken, kapitalizm açıkça adaya iktisadi baskı yaparken, her fırsatta devrime hakaretler yağdırırken, halkın parti çizgisine uzak eğilimlere kanması olanaksızdır. Troçkizm lümpen aydınların, asalakların, çenebaz kitapkurtlarının malzemesi olabilir ancak. Halk içi boş polemiklerle zaman kaybetmez; halk korkunç ambargonun ve işe yaramaz bazı bürokratların doğurduğu yokluk içinde yaşama savaşı verir. Bu iki kötülüğe karşı çare Marx ve Lenin’in orijinal tezlerine geri dönmek, Kruşçev ve onun devamcılarının miras bıraktığı revizyonizmle mücadele etmektir. Che’yi yeniden okumak onun Kruşçev karşıtlığını, bürokratizm yoluna girerlerse Doğu Avrupa’nın yıkılacağına yönelik öngörüsünü yeniden keşfetmektir. Che’nin “barış içinde bir arada yaşamak” ve “sosyalizme barışçıl geçiş” gibi Kruşçev’in en sevdiği tezlere karşı olduğu, destalinizasyona karşı çıktığı ortadadır. Che’yi itiraf edilmemiş bir troçkist gibi karikatürize etmek Küba Devrimi’nin temel ideallerine ihanet etmektir. Bütün bunlar Commandante’nin gözleri önünde gerçekleşiyor ve şimdilik bir tepki verilmiyor, o zaman soralım: burada oynanan oyun hangisidir? Glasnost mu? Solidarnosc mu? Bilmeyenler için söyleyelim, troçkistler bu iki akıma da destek verdiler.
—————
Celia Hart’a karşı troçkizm hakkında
Celia Hart: Yalan Üretme Makinesi
Dante Castro / Rebelión / 27-10-2005
Celia Hart’ın, internette, biz sıradan Latin Amerikalıların ya da Devrime bağlı olmayı sürdüren Kübalıların asla erişemediği ölçüde söz hakkına sahip olduğunu görüyoruz. Hart’ın yazılarına geniş yer veren internet dergileri, ona karşıt görüşte olanların yazılarını büyük ölçüde sansürlemekte ve “stalinistlerin” yazılarından istisnai olarak eşantiyon örneklerle yetinmektedir. Bu ve diğer avantajları sayesinde, Bayan Hart, sözde “çoksesli” bir mecra olan internette hemen her yerde kabul gören yazılarıyla kendisini Küba Devrimi’nin tarihini ve özellikle de Ernesto Che Guevara’nın düşüncesini tahrif etme işine adamıştır. Şunun gibi cümleleri bu yöntem sayesinde telaffuz edebilmektedir: “Che’ye gelince; o Troçki’nin düşüncesini izlemiştir (ya da Troçki düşüncesinin en iyi yönlerini), keza gerçekten bir devrim yapmak isteyen bir tek oydu.”
Aferin sana küçük hanım!… Demek, gerçekten devrim yapmak isteyen kişi, otomatik olarak Troçki düşüncesinin izleyicisi oluveriyor. Bu mantıkla bu hükümden kurtulacak devrimci yoktur. Böylece ilk defa bilinçsiz troçkistlik diye bir olgunun varlığından haberdar oluyoruz. Böylesine talihsiz ve anlamsız bir operasyon yalnızca yaratıcısının cehaletini ortaya koymaktadır.
Che’nin ciddi biyografilerinin yazarlarından hiçbiri, daha önce böylesine zavallıca bir sonuca ulaşmamıştır. Che’nin eserini okumuş olan herkes, Celia Hart’ın yalan söylediğini kolayca farkeder. Birçok makale yazarak bir yandan Küba Devrimini savunuyor görüntüsü verirken, aynı anda öte tarafta Che’yi troçkize etme gibi bir girişimi, hak ettiği türden sıfatlarla tanımlamak durumundayız.
Kızamık
Celia Hart’ın polemik sanatında pek usta olmadığı açık. Ne de Marksizm hakkında yeterli bir bilgiye sahiptir, aynı şekilde, diyalektik materyalizm, Rus devrim tarihi ve Küba devriminin tarihi hakkında da pek bir şey bilmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Leon Troçki’nin “bilgece tutumlarını” bir okulçocuğu ruhuyla keşfetmiştir, Stalin’in işlediği suçlardan, KGB yönetimi altında Sovyet Gulag’ında öldürülen milyonlardan, vb. şeylerden büyük bir dehşete kapılmıştır. Troçkistlerle Marksist-Leninistler arasındaki eski tartışmaya aşina olanlar için, bu türden naiflik, komünist hareket içindeki çocukluk çağı hastalığının tipik bir göstergesinden başka bir şey değildir. Bu kısa süren kızamık, normalde okulçocuğu, komiser Troçki’nin suçlarını, Troçki’nin hatalarını, Lenin’le Troçki arasındaki polemiği vb. “keşfeder keşfetmez” sona erer. Ne var ki bu hastalığı aşamamış birisinin devrime uygun olmadığını biliriz. Özellikle de kişi mezuniyet çağı geldiğinde de hala kızamık çıkarmayı sürdürüyorsa.
Stalinist baskı altında öldürülen şu “milyonlar”ı örneğin bugün artık açık olan KGB arşivlerinde bulmak gerekir. Hiç şüphe yok ki, Bayan Celia Hart Arjantinli araştırmacı Rafael Poch’un Rusya’da hazırladığı çalışmasını ve çok sayıda Rus yazarın emperyalizmle işbirliği yapmış troçkizm tarafından şişirilen rakamları yalanlayan önemli çalışmalarını okumamıştır. Bu araştırmacıların hiçbirisi ne Stalinisttir, ne de hatta komünisttir. Gerçek sayıları binlerle ifade edilen 30’lu yıllardaki ölümler –evet bu ölümler olmuştur- troçkizm ve CİA’in hayalgücü marifetiyle milyonlara ve milyonlara dönüşüvermiştir.
Okulçocuğu küçük hanımımız sözde hümanist ikiyüzlülüğe kendisini bu kadar kaptırdığına göre, onu anarşistlerin ve anarko-sendikalistlerin komiser Troçki’ye karşı Kronştad ayaklanmasının kanlı bir şekilde bastırılmasındaki rolüyle ilgili eleştirilerini gözden geçirmeye davet etmemiz icap eder. Ya da daha iyisi Troçki’nin İspanya’daki troçkist parti POUM’u, İspanya İç Savaşı süresince “oportünist” olarak niteleyerek yüzüstü bırakmasıyla ilgili eleştirileri ele alabilirdi.
Celia Hart, olgun terimlerle tartışamamaktadır çünkü ele aldığı konu hakkındaki yeterliliği göründüğünden de azdır. Karşıtlarının makalelerini sansürleyen internetin dokunulmazlık şemsiyesi altına sığınmak zorundadır. Bizim makalelerimize bunları yayınlamayı reddeden aynı sitelerde yanıt verecektir. Ona sadece çocuksu damgası yemek ve Silvio Rodriguez’in (Kübalı bir şarkıcı –ç.n.) bir şarkısını mırıldanarak sorumluluklarından kaçmak kalıyor.
Troçkistler hükümlerini uzun zaman önce vermiştir
Ricardo Napuri, tanınmış bir Peru’lu troçkist, Che’yle bir konuşmalarından ona “Silvio Frondizi’yi (Arjantinli troçkist politikacı ve yazar –ç.n.) önerdiğini, ancak Che’nin ona troçkist olarak bilinen birisi olduğu için kuşkuyla baktığını” itiraf eder. Daha ileriki satılarda, Che’nin, Troçki’nin Sürekli Devrim kitabını okuduktan sonra kendisine “troçkist konumu oyalayıcı bir tutum olarak gördüğünü” söylediğini belirtir.
Benzer şekilde troçkist Gary Tennant “Che Guevara ve Kübalı troçkistler” makalesinde şunları iddia etmiştir:
“Bir stalinist tek parti devleti kurma düşüncesine sahip olan Che’nin ilk adımı, eleştirel-olmayan biçimde Sosyalist Halk Partisi (Küba Komünist Partisi o dönemde bu ismi kullanıyordu –ç.n.) kadrolarıyla 26 Temmuz hareketi kadrolarını 1961 yılında Birleşik Devrimci Örgüt adı altında yeni bir örgütlenme içinde bir araya getirmek oldu ve diğer devrimci grup ve eğilimlere karşı saldırılar ve baskı politikasını savundu, Bu saldırılardan sol içindeki Stalinizmi eleştiren Devrimci İşçi Partisi de nasibini aldı.”
Tennant daha ilerde:
“Hiç istisnasız biçimde, troçkistlerin Batista diktatörlüğü döneminde Mujalistalar diye anılan resmi sendikacılarla bağlantılı oldukları iftiracı gerekçesini kullanarak ve bunların ABD’nin Guantanamo’daki deniz kuvvetleri üssüne bir saldırı yapılmasını sağlamak için ajan-provokatörler olarak çalıştıklarını iddia ederek, Devrimci İşçi Partisi üyelerini aralıklarla keyfi olarak tutuklattı, bürolarını kapattırdı, onları uzaktaki adalara sürdü ve yayınlarını keyfi olarak toplattırdı. Onun ilk tavrı genel olarak bu şekildeydi. Şöyle derdi: <>”
Tennant yine de Che’nin zamanla troçkistlere karşı tutumunda belli bir “evrim” olduğunu not eder ancak şu noktayı da vurgular: “Che Guevara’nın Kübalı troçkistlere karşı tutumu sonuna kadar hiçbir anlamda troçkistlerden yana olmadı.”
Uluslar arası troçkizmin sözcülerinden Küba Devrimine karşı onu militarizmle, bürokratizmle, sosyalizmin deforme edilmesiyle, işçi düşmanlığıyla vb. suçlayan bunun gibi daha birçok saldırgan alıntılar yapmak mümkündür.
Devrimciler Montaner gibilerle aynı dili konuşmaz
Önceden de bildiğimiz gibi, Bayan Celia Hart, internetteki makaleleri ve aynı zamanda Marksizmin klasik eserlerini sonuna kadar okuyacak sabırdan yoksundur. Kendisine karşı olduğumuz kişiyi kaynak gösterenlere de karşıyız, Carlos Alberto Montaner gibi Küba Devriminin azılı düşmanlarına örneğin. Montaner bir yerde “… Küba’nın boğucu ideolojik Ortodoksluğu içinde troçkist bir eğilim olması benim ilgimi çekiyor. Kastro’ya karşı çıkan ilk Marksistler de troçkistlerdi zaten.” Bana kimin seni alıntıladığı söyle Celia, sana kim olduğunu söyleyeyim.
Evet biz Celia Hart’ın temsil etmediği Küba Komünist Partisi’nin çizgisiyle aynı dili konuşuyoruz. Okuyucu da KKP’nin tüm kongrelerinin belgelerine ulaşabilir, orada ne troçkizmin ne de onun şu ya da bu yorumunun desteklemediğini görebilir. Bu devrim troçkistler tarafından yapılmadı, aksine troçkistlerden zarar görmüştür, bu yüzden onları dışlamış ve sağlam biçimde Marksizm-Leninizm yolunu tutmuştur. Birisi “umutsuz kızının” eline İsaac Deutschter’in “aydınlatıcı” kitaplarını tutuşturmuş olabilir. Bu birisi ayrıca Deutschter’in bir kitabına yazdığı sunuşta da, Stalin’in Troçki’ye göre dezavantajının, ikincisi en gelişmiş ülkeleri görme fırsatı bulmuşken birincisinin Rusya’dan dışarı çıkmamış olması olduğunu yazabilmiştir. Böyle bir dehayı analizindeki keskinliğinden dolayı kutlayalım. Ancak bizden, bu tartışmaya katılmamamızı istiyorlar, çünkü bu sorgulanamayacak bir kutsal inektir. Sözün kısası: biz Küba Devriminin özgün çizgisinin korunması davasında kutsal inekleri tanıyoruz, ne de kimsenin dokunulmazlığını. Perulu Manuel González Prada’nın dediği gibi, yarım ağızla konuşmanın çirkin sözleşmesini bozmak gerekir.
Yalan söyle, mutlaka inanan çıkar
“Guevarist troçkizm”le ilgili yorumlar, notlar ve makaleler Küba’nın devrimci yürüyüşüne karşı insanların duyduğu güveni zedelemeyi amaçlıyor. Yeni yetmeler ve eğitimsiz insanlar bu çiziktirmelerle karşılaştıklarında bunların yarattığı yanlış izlenimin etkisinde söylenen her şeyin gerçek olduğunu zannedebilir. Ciddi çalışmaları okuyamadan önce, yazar hanımın ateşli safsatalarına pekala inanabilir.
Celia Hart, Devrime karşı değil, gerçeğe karşı komplo kuruyor. Oysa, Che’nin kendi tamamlanmış eserlerini okuyan her öğrenci onun gerçek ideolojik bağlılığının ne olduğunu ve bunun troçkizmden ayrılığını kendisi açıkça görebilir.
Bir hafta önce, o da kendisini Che’nin anısına saygı ışığı altında göstermek isteyen ve hayatında işçi sınıfıyla en ufak bir ilişki kurmamış bir troçksit liderle keskin bir polemik yapmak zorunda kaldık. Bu pek zavallı kimse yazarının köylücü, popülist olduğunu ve Marksist olmadığını kanıtlamak için Che’nin Gerilla El Kitabı’nı kullanılıyordu, çünkü burada işçi sınıfından söz edilmiyordu. Bu tip konumlar Che’nin sosyalist devrimin öncüsünün sanayi işçi-sınıfı olduğunu açıkça belirttiği diğer eserlerinden alıntılarla kolayca gülünç duruma düşürülür. Bu yüzden biz genç dostlarımıza sözlü curcunalar yerine baştan sona ve sistemli okumaları öneriyoruz.
Troçkizmin kafa karıştırmayı amaç edinen vaazı birçok kimseyi hazırlıksız yakalar. Bu politikanın gözde sloganın şu olduğunu anlıyoruz: yalan söyle, mutlaka inanan çıkar. Bizim tavrımız ise Devrim düşmanlarının desteğini alan her türden ideolojik sapmayla yığınların önünde açık ve sakınmasız tartışmadır.
Amauta José Carlos Mariátegui’nin çok yerinde olarak dediği gibi: “troçkizm sadece hiçbir zaman somut ve kesin formül biçimini almayan bir teorik radikalizmi bilir.” Ancak günümüzde troçkizmin kirli tohumlarını yayabilmek için gerekli unsurlara sahip olduğunu eklemeliyiz. Günümüzde, en azından şimdiki ideolojik çiçek açma döneminin sonuna kadar zarar vermeyi sürdürecek pek muhteşem bir sözcüye de kavuşmuşlardır.
Bayan Hart diyor ki: “Ve artık düşüncelerime karşı saldırıları yanıtlamakla daha fazla uğraşmak istemiyorum, Silvio Rodriguez’in şarkısındaki gibi: benden nefret edenlerin ve beni sevenlerin, benimle eğlenmelerini affetmeyeceğim.” Biz de ona diyoruz ki: bundan daha eğlenceli olamazdın.
* Dante Castro Arrasco, anavatanı Peru’da olduğu gibi Küba’da da edebiyat ve eğitim alanında çok sayıda ödülün sahibi olan devrimci bir yazardır. 1994 yılından beri Küba’da yaşamaktadır. (Fidel Castro’yla bir akrabılığı yoktur.)
kaynaklar:
http://www.rebelion.org/noticia.php?id=21887
Stalin Arşivi çeviri birimi tarafından Türkçeleştirilmiştir. (Temmuz 2006)