Gizli Kolombiya Komünist Partisi Üyesi Marco ile Röportaj*
Marco eczacılık okuyan genç bir Kolombiyalı. Beş yıldır Gizli Kolombiya Komünist Partisi (Partido Comunista Clandestino/PCCC) militanı ve beş yıldan biraz fazla süredir öğrenci hareketi içinde yer alıyor. 23 yaşında. Bizimle Kolombiya devrimi, gençlik ve öğrencilerle ilgili görüşlerini paylaştı.
Bize bir öğrenci, bir genç ve özellikle de bir militan olarak edindiğin tecrübelere dayanarak kentlerde ve kırlarda Kolombiya gençliğinin sorunları ve ihtiyaçları hakkındaki düşüncelerini anlatır mısın?
Bakın, önce şunu anlamak gerekir: gençlik bir bütün olarak bu toplumun parçası ve tam da bu yüzden gençliğin sorunları aynı zamanda tüm Kolombiyalıların da sorunudur. Bu yüzden geniş kitlelerin maruz kaldığı iktisadi sömürü, çokuluslu şirketlerin doğal kaynakları sömürmesi, halka karşı uygulanan politikaları protesto etme özgürlüğünün bulunmaması, - zenginler ve yoksullar arasındaki muazzam uçurumda ifadesini bulan - toplumsal eşitsizlik, eğitimsizlik, sağlık hizmetlerinin yetersizliği, bütün bunlar Kolombiya gençliğinin de, hatta sadece Kolombiya gençliğinin değil tüm Latin Amerika gençliğinin de sorunudur.
Buna ek olarak uyuşturucu bağımlılığı, - gençleri özellikle etkileyen – kapitalizmin ürünü olan işsizlik, yabancılaşma gibi sorunlar da var. Bugün, pek çok Kolombiyalı genç okuyamadıkları ya da işsiz oldukları için kenar mahallelerde boş boş dolaşıyor. Bu da başlı başına bir sorun yaratıyor.
Bu sorunlar hem kentler hem de köyler için geçerli. Kapitalizmin yarattığı yapısal sorunlar ve kapitalizmin özel bir uygulanışı olan yeni-liberalizm gerek köylerdeki gerekse kentlerdeki gençleri etkiliyor. Tabii aralarında şöyle bir fark var, köylerdeki gençler aynı zamanda latifundistlerin (toprak ağalarının) ve devletin uyguladığı paramiliter politikanın kurbanı oluyorlar. Gerçi son zamanlarda büyük kentlerin bazı mahallelerinin de tıpkı köyler gibi boşaltıldığını görüyoruz, kentlerdeki gençler de bu tür baskıdan etkilenmeye başladılar.
Bu sorunlar gençlerin yeni bir toplumu, gençlerin taleplerini karşılayan bir toplumu kurmak için bu sistemi devrimci bir biçimde değiştirme zorunluluğunu doğuruyor.
Latin Amerika’ya baktığımızda gençlere umut verecek bir durum göremiyoruz. Uyuşturucu bağımlılığı, işsizlik, sokaklardaki şiddet gibi sorunlar nüfusun bu kesimini vuruyor. Bu durum Kolombiya’ya nasıl yansıyor ve Kolombiya’daki gençleri etkileyen bu kötü durumun somut nedenleri nelerdir?
Latin Amerika ve Karayipler’de yaşayan gençlerin aynı sorunları yaşadıklarını düşünüyorum; bu sorunlar Latin Amerika’nın büyük kısmında egemen olan kapitalist üretim tarzından kaynaklanıyor. Şüphesiz, Kolombiya’nın kendine özgü sorunları var, yukarıda belirttiğiniz sorunlara ilişkin iki ekleme yapmak istiyorum: 1) baskı 2) uyuşturucu sorununa değineceğim. Baskı ile başlayalım; baskı söz konusu olunca hiçbir Latin Amerika ve Karayip ülkesi Kolombiya’yla karşılaştırılamaz. Kolombiya gençliğini hedef alan politik baskıların ülkemizi diğerlerinden farklı kılan bir yönü var. Yüzbinlerce genç protestolara katılıyor, haklarını arıyor ve bu gençler öğrenci liderlerinin ve mahallelerdeki genç politik liderlerin kaybedilmesine ve cinayetlere katlanmak durumunda kalıyorlar; bu cinayetler gündelik olaylar haline geldi. İnsan soruyor: Neden? Yanıt belli. Kolombiya gençliği tarih boyunca devrimci oldu, içinde devrimci bir potansiyel taşıyor, Kolombiya burjuvazisi ve oligarşisi bunu biliyor; toplumsal sınıflar arasındaki mücadelenin olgunlaştığının, iktidarı alabilecek, sosyalizmi kuracak, yeni toplum kavramını hayata geçirecek güce sahip politik-askeri devrimci örgütler bulunduğunun farkındalar; bu yüzden bu kadar baskı yapıyorlar. Gençler bu örgütler içinde ve devrimci süreçte önemli bir rol oynuyorlar; burjuvazinin savaşa ve gençlik örgütlerinin, öğrenci örgütlerinin dağıtılmasına bu kadar para harcamasının nedeni de bu.
Onursuz bir halk görmeye dayanamayan gençliğin yaratıcı isyankarlığı toplumsal dönüşüm için çok önemli bir silah; işte bu yüzden gençlerin ve öğrencilerin katıldığı gösterilere duraksamadan saldırıyorlar; artık üniversitedeki protestolara sadece göz yaşartıcı gazla değil, silahlarla da saldırmaya başladılar. Silah kullanımına ek olarak bazen el bombası bile attıkları oluyor. Artık büyük kentlerdeki gösteriler başka bir biçim almaya başladı. Medya bu gerçekleri saklayabilir ama sokaklarda, mahallelerde, liselerde, üniversitelerde Kolombiyalı gençler bu gerçekleri farklı biçimlerde de olsa yaşıyor.
Uyuşturucu kullanımına gelince, Kolombiyalı gençlerin çoğunun uyuşturucu bağımlısı olduğuna yönelik sözlerin doğru olmadığını söylemek istiyorum. Bu yalan uyuşturucu tüccarlarının işine yarıyor. Emperyalizmin uşağı pek çok yorumcu kendi uydurdukları rakamları ikide bir yineliyorlar; bunu yapmaktaki amaçları ABD’nin Kolombiya’daki terör rejimine yapılan askeri yardımı meşrulaştırmak; halbuki bu yardımların yoksulluğun ve sefaletin artmasıyla daha da çok örgütlenen, toplumu değiştirmek için kenetlenen Kolombiya halk hareketiyle savaşmak, onu yok etmek için yapıldığı biliniyor. Demek ki ulusal egemenliğimizi hiçe sayarak yapılan bu askeri müdahalelerin uyuşturucu çetelerine karşı yapıldığı iddiasının hiçbir temeli yok. Kolombiya gençliği ve Kolombiya halkı uyuşturucu batağına batmış falan değil, bu batağa asıl batanlar kendileri, narko-burjuvazi; uyuşturucu ticareti burjuvazi için tatlı bir kazanç durumunda.
Evet, uyuşturucu ticareti ve uyuşturucu bağımlılığı Kolombiya’nın bir gerçeği, bunu inkar etmiyoruz ama bu sorunların kapitalizmden kaynaklanan sorunlar olduğunu, hastalığın gerçek kökenlerini görmeyen hiçbir çözüm anlayışını paylaşmıyoruz. Evet, Kolombiya gençliğinin uyuşturucu bağımlısı olan kesimleri olduğunu biliyoruz ama bu kapitalizmin doğurduğu yabancılaşmadan kaynaklanıyor.Kolaycılık, yüzeysellik, pragmatizm, tüketim hastalığı… bu aptal, boş, anlamsız yaşam kapitalist yaşam tarzının bir sonucu.
Kolombiya gençliğinin üzerine çöken birçok sorunla beraber bu yabancılaşma gençleri uyuşturucuya sürüklüyor; demek ki dünyadaki devrimci gençler gençlerde bilinç uyandırmalı, gençleri devrime yönlendirmeli ve kapitalizmin onları sürüklemek istediği yaşam biçimden kurtarmalı.
Çoğu zaman Kolombiya gençliğinin sorunları gerçek nedenlere inilmeden tekrar tekrar ele alınıyor – gençlerin sorunlarının asıl sebebinin ülkede kırk yıldan fazladır devam eden çatışma ortamı olduğunu söyleyenler var. Aslında gençlerin sorunları kapitalizmin gelişimi ve onun gerektirdiği yeni-liberal politikalardan kaynaklanıyor.

Az önce Kolombiya’daki devrimci sürecin özelliklerinden ve güçlü, iktidarı alma olanağına sahip örgütlerin varlığından söz ettin. Gençlerin Kolombiya’daki devrimci sürece katılımı ne durumda?
Öncelikle, şunu söylemek istiyorum: şu anda süregiden savaş isyancılarla devlet arasında değil, halk ve devlet arasında. Başka deyişle, halkı büyük çoğunluk, devleti ise liberal-muhafazakar oligarşinin elinde bulunan ve ülkeye yön veren bir mekanizma olarak ele almalıyız. Gençliğin yaratıcı isyankarlığının otoriter rejimin adaletsizliğine karşı devrimci bir güç oluşturduğundan söz etmiştim. Gençlik, çeşitli biçimlerde devrimci sürece dahil oluyor; legal örgütlerde açıkça veya bu mümkün olmazsa illegal biçimlerde düzenin karşısına çıkıyor. Adaletsiz ortam ve baskı pek çok genci verili toplumu değiştirmek için mücadele etmeye teşvik ediyor. Devrimci politik-askeri örgütler ve genel olarak devrimi hedefleyen hümanist idealler binlerce gencin politik militanlığa niteliksel bir sıçrama yapmasını sağlıyor. Önceleri mücadeleler hak arama biçiminde başlıyor ama daha sonra okuyup sınıfsal bilinç, çok daha ileri bir bilinç elde ettikten sonra gençler gizli harekete dahil olup ya da bunun da ötesine geçerek herhangi bir örgütte silahlı mücadeleye katılıp halk adına iktidarı alma mücadelesine dahil oluyor.
Gençlerden oluşan öğrenci hareketine dönelim. Öğrenci hareketi Kolombiya halkının genel sorunlarını dile getirirken öğrencilere özgü sorunları hangi biçimlerde vurguluyor?
Öğrenci hareketinin halkın mücadelesinden kopuk olmadığını ve olmaması gerektiğini düşünüyorum; doğal olarak öğrencilerin kendilerine has sorunları olsa da bütün kitleleri birleştiren asıl unsur yeni-liberalizme karşı gösterilen direniştir. Yeni-liberalizm, bütün sömürülenlerin çıkarlarına aykırı ekonomik ve politik bir modeldir; bu kitlelere öğrenciler de dahildir. Bu yüzden yeni-liberalizme karşı verilen savaş öğrencilerin taleplerini halkın talepleriyle kaynaştırma, öğrencilere eğitim dışındaki sorunları da dile getirme şansı vermiştir. Bununla birlikte bundan daha ileri düzeyde bir mücadele vermek, öğrencilerin ve gençlerin mücadelesini iktidarı almaya yönelik bir savaşa yönlendirmeye çalışmak gerekir. Bu yüzden Gizli Kolombiya Komünist Partisi olarak gençlerin sınıf ve üniversiteleri de aşıp devlete karşı daha doğrudan savaşıma girmelerini, Kolombiya gerçeğini derinden değiştirecek bir mücadeleye atılmalarını talep ediyoruz.
Öğrenci hareketinin mücadelesinin Kolombiya halkının verdiği savaşımın bir parçası olduğunu söyledin. Öğrenci hareketinin Kolombiya halkının verdiği savaşıma yaptığı katkılardan söz edebilir misin?
Öğrenci hareketi, halk hareketine tarihi anlarda çok değerli katkılarda bulunmuştur. Örneğin, öğrenci hareketi FARC-EP ve ELN gibi Kolombiya’nın en büyük politik-askeri devrimci örgütlerini yöneten büyük liderler çıkarmıştır. Bu örgütleri yöneten pek çok kişi bir zamanlar öğrenci lideriydiler. Ayrıca, halka karşı yürütülen politikalara karşı öğrencilerden oluşan büyük isyanlar gerçekleşti. Örneğin 1970, 80 ve 90’larda büyük öğrenci ayaklanmaları oldu. Pastrana hükümeti Ulusal Kalkınma Planı’nı ortaya attığında öğrenciler ayaklandılar, bu ayaklanmalardan sadece öğrenci talepleriyle yetinmeyen, işçiler için, köylüler için, kültür ve daha başka pek çok alanda talepler öne süren pek çok değerli lider doğdu. Kısacası, üniversite ve liselerden örgüt kadroları, kitle hareketlerinin, devrimci hareketlerin liderleri çıkmıştır ve çıkmaya devam edecektir.
Alvaro Uribe Velez faşizmi sınıflar savaşımını ve üniversitelerle diğer eğitim kurumları içindeki politik görüşleri ne oranda keskinleştirdi?
Üniversiteler ve kolejler Kolombiya’daki toplumsal ve silahlı mücadelenin dışında kalamıyorlar. Sınıfa giren bir öğrenci sınıfa girdiği andan itibaren halktan bir kişi olma özelliğini kaybetmiyor. Bu yüzden toplumsal sorunlar ve bu sorunların üstesinden gelecek çözüm arayışları öğrencileri de ilgilendiriyor.
Gerçekleri görmek istemeyenler, devekuşu gibi başını bir çukura sokanlar da yok değil tabii; bunlar hiçbir zaman burjuvazinin olanaklarına sahip olamayacakları halde burjuvazinin bekçiliğini yapan, düzenin yabancılaştırdığı kişiler. Büyük çoğunluk ise oligarşinin dayatmalarını kabul etmiyor, rahatsızlıklarını çeşitli biçimlerde ve düzeylerde gösteriyorlar. Bu çoğunluk, en az bilinçli olanlardan en ileri devrimci görüşleri içselleştiren kişilere kadar pek çok öğeyi içinde barındırıyor. Topluma ilişkin eleştirilerin dile getirildiği yerler olan eğitim kurumlarında politik ve ideolojik tartışmaların geçmemesi düşünülemez.
Alvaro Uribe Velez’e gelince, burjuvazi otoriter bir figürü başa getirerek halkı korkutmaya çalışıyor ama bu bir işe yaramayacak. Bu oyun tarihte daha önce sergilenmişti. Emperyalizmin iyi bir uşağı olan Uribe bir baskı rejimi kurdu; buna da yapmak zorunda çünkü yeni-liberal politikalar ancak böyle yürütülebiliyor. Bu baskı üniversitelere de yansıdı. Üniversitelerde Uribe’nin halka karşı güttüğü politikayı onaylayan akademisyenler var, öğrenci liderleri mimleniyor. Hükümetin politikalarına karşı çıkan herkes mimleniyor ve kara listeye alınıyor. Bu uygulamalar da öğrencileri PCCC (Gizli Kolombiya Komünist Partisi) ya da silahlı mücadeleye katılım gibi başka mücadele biçimlerine yönlendiriyor.
Kolombiya devleti bütün dünyada daha iyi yaşam koşulları ve onurlu yaşam için en asgari haklarını talep eden toplumun bütün kesimlerine en vahşi tarzda saldıran bir devlet olarak biliniyor. Öğrenci hareketi bu saldırıdan nasıl payını alıyor?
Daha önce de söylediğim gibi, mimleme, kara listeye alma, politik tartışmaların yapılacağı mekanların kapatılması ve kirli savaş, başka deyişle, öğrencilere yönelik cinayetler, kayıplar ve işkenceler devletin uyguladığı şiddetle ilgili verilebilecek birkaç örnek. Üniversitedeki bazı görevliler de bu eylemlere alet oluyorlar.
Peki üniversitelerde ve diğer eğitim kurumlarında paramiliter grupların etkinliği var mı?
Tabii var! Faşist grupların, özellikle de tarih boyunca halk savaşımının merkezi olmuş üniversite ve liselerde, örgütlü yapıları var; bu grupları DAS (Kolombiya Gizli Servisi’nin) ve ordu örgütlüyor. Bunların bazıları öğrenci hareketi içine girip ajanlık yapıyor, bazıları da gerek üniversite gerekse liselerde cinayetler işliyorlar.
Bütün bunlar Pentagon tarafından hazırlanmış Ulusal Güvenlik Doktrini’nin bir parçası. Bu Doktrin – hükümetin faşizmi ve devlet baskısını artırmak için hazırladığı anti-terörist yasada görüldüğü gibi – “legal” ya da kirli savaş biçiminde, paramiliter grupların halka karşı kullanılması yoluyla uygulanabiliyor.
Yeni-liberalizmin IMF ve Dünya Bankası tarafından yürütülen soygun politikası bütün dünyada korkunç sonuçlar doğurdu. Bu politikalar Kolombiya’daki eğitime nasıl yansıdı?
IMF ve Dünya Bankası emperyalist ajanlarını Kolombiya’ya gönderiyor ve bu ajanlar devlete giderek daha büyük oranda borçlanmayı dayatıyor; devlet de bunu hemen halkın sırtına yüklüyor ve toplumsal yatırımlarda büyük kesintilere gidiyor. Kolombiya’da kamu kuruluşlarının özelleştirilmesi süreci uzun süredir devam ediyor. Halk ayaklanmasından korkulduğu için bu özelleştirmeler büyük bir hızla gerçekleştirilemiyor.
Üniversitelere gelince, devlet üniversitelere karşı sorumluluklarından kurtulmak istiyor. Bu yüzden son zamanlarda üniversitelerin kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılaması gerektiği tezi sık sık işleniyor. Daha şimdiden üniversitenin bazı masrafları üniversiteye yıkıldı; üniversiteye yüklenen masrafların oranı giderek artıyor. Bütün bunlar üniversiteye yapılan harcamaların azalmasına, örneğin öğretim görevlilerine ayrılan ödeneğin azalmasına neden oldu. Bu ödenek kesintileri, üniversitenin sunduğu olanakların yetersizleşmesine yol açtı. Örneğin eskiden bir profesörü bütün gün üniversitede bulabilirdiniz, şimdi ise böyle bir olanağımız kalmadı. Üniversitenin sunduğu ucuz sağlık hizmetleri gibi pek çok hizmet de yerine getirilmesi neredeyse olanaksız bürokratik işlemler yüzünden yararlanılamaz durumda. Yemekhanelerin çoğu kapatıldı. Aslında amaçları bütün üniversiteleri özelleştirmek. Bütün bunlar kamu harcamalarının kesilmesiyle ilgili. Tabii, hiçbir zaman tasarruf yapmadıkları bir kalem yok değil: Savaş! Kolombiya halkı bunun farkında, daha fazla okul yerine Kolombiya ordusu için daha fazla helikopter, mitralyöz ve silah… Bu, yeni-liberal politikaların getirdiği olumsuz sonuçların sadece biri. İkinci olumsuz sonuç da derslerin içeriğine yansıyor. Dersler giderek yeni-liberaller teknokratların istediği bir içeriğe kavuşuyor. Bu derslerle öğrencilerin yeni-liberalizmi kabullenmesi, protesto etmemesi, gerçekliği eleştirmemesi, her zaman oligarşinin çıkarlarına uyum sağlaması, başka deyişle kapitalizmi, zenginliğin birkaç kişinin elinde toplandığı bu sistemi olağan görmesi sağlanmaya çalışılıyor. Eğitim gittikçe daha basit, eleştiriye bir o kadar kapalı, insanı teknik terimlere boğan bir tarzda veriliyor.
Kolombiya’da sınıfsal çelişkilerin artması karşısında öğrenci hareketinin görüşleri nelerdir?
Öğrencilerin görüşlerinin devrimci sürecin gerisinde kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Sadece öğrencilere değil, halka karşı da uygulanan baskıcı politikalara direnmeye devam etmek gerekiyor. Bu, öğrenci hareketinin en önemli görevlerden biri. Öğrenciler olgunlaşmalı ve birleşmelidir. Uzun süreden beri öğrenci hareketlerinin birleşmesi gerekliliğinden söz ediliyor, artık bunun somuta dökülmesi gerekiyor. Aşırı sekterizm ve herkesin kendi bildiği gibi hareket ettiği dönemler geride kaldı. Öğrenci hareketinin tarihi bir rol oynamak zorunda olduğu bir dönemde yaşadığımızı düşünüyorum ve bu zorunluluk öğrencilere ve öğrenci liderlerine eylemleri, politik hedefleri birleştirmeyi dayatıyor. Bu şekilde ortaya çok daha büyük bir direniş konabilir, devrimci süreç hızlanabilir. Toplumsal çelişkiler arttıkça rejimin halk hareketine yönelik baskısının artacağı kesindir. Bunu da göz önünde bulundurmalıyız. Öğrenci hareketleri ve örgütler açık mücadelenin sınırlarına gelindiği andan itibaren gizli mücadeleye, silahlı mücadeleye geçilmesi gerektiğinin bilincinde olmalılar. Böylece gizli faaliyete, silahlı mücadeleye geçme kararını verebilmelerini devrimci savaşlarını başka biçimlerde sürdürebilmelerini sağlayacaksın.
Alvato Uribe Velez faşizmine en iyi yanıtı verebilecek ve sözünü ettiğin sorumluluğu alıp halkın yanında savaşabilecek öğrenci örgütleri hangileridir?
Faşizme karşı mücadelenin pek çok biçimde verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yasallık sınırları içerisinde yapılabileceklerle gizli faaliyetlerle yapılabilecekleri birleştirebilmek gerekir. Öğrenci hareketi bu konuda net olmalıdır.
FARC-EP geniş bir cephenin oluşturulması önerisini ortaya attı: Yeni Kolombiya için Bolivarcı Hareket. Öğrenci hareketi bu öneriye Genç Bolivarcılar Hareketi’ni oluşturarak yanıt verdi. Devlet tarafından mimlenmiş, legal çalışma yapması engellenen ya da sınıf bilinçleri, devrimci bilinçleri sayesinde her zaman ileri doğru gitmeleri gerektiğini düşünen gençler bu harekete dahil oluyorlar. FARC tarafından kurulan Gizli Kolombiya Komünist Partisi de Marksizm-Leninizmi, FARC’ın ayaklanma yoluyla halk adına ve halk için ayaklanma yoluyla iktidarı alma taktiğini benimsemiş gençlere açık.
O halde Gizli Kolombiya Komünist Partisi’nin militanlarını korumak ve politik hedeflerine ulaşmak için gizli faaliyet yürüttüğünü, faşizmle böyle savaştığını söyleyebilir miyiz?
Kesinlikle. Bu, Kolombiya gerçeğini bir biçimde araştırdıktan sonra elde edilmiş bir sonuçtur: Kolombiya’da, ayaklanma yoluyla iktidarı almayı hedefleyen komünistler için yasal faaliyet yürütme ve açık mücadele etme olanağı kalmamıştır. Bu yüzden, halkı resmi imha politikasının açık hedefi olmadan örgütlemenin bir aracı olarak Gizli Kolombiya Komünist Partisi’ni kurduk. Parti, çeşitli biçimlerde halkı örgütlemek için planlar yapıyor. İşçiler, köylüler, gençler ve toplumun pek çok kesimi içinde partinin militanları var. Kitle içinde ideolojik ve politik eğitim veriliyor, halkın desteğini almak için bilinçlendirme çalışmaları sürdürülüyor. Böylece halk ayaklanması için gerekli koşullar hazırlanıyor. Parti gençler arasında da aynı yöntemle çalışıyor. Genç Bolivarcılar Hareketi’ni oluşturulmasının nedenlerinden biri de Kolombiya’nın değişmesini isteyen, yeni bir Kolombiya’yı hayal eden herkesin komünist ya da Marksist-Leninist olmaması. Ama yine de bunlar ilerici, Kolombiya’da bazı şeylerin değişmesi zorunluluğunu duyan insanlar. Bu yüzden de biz ve FARC bize güç katacak ve Bolivarcı düşüncenin, Kurtarıcı Simon Bolivar’ın devrimci düşüncelerinin kılavuzluğunda bir hareket oluşturmaya karar verdik. Böylece, birleştirici geniş bir cephe olarak kurulan ve aynı zamanda gizli faaliyet yürütecek olan Genç Bolivarcılar Hareketi’ni kurduk. Yanlış anlaşılmasın, gizli faaliyet görüşlerimizi halktan saklamak anlamına gelmiyor. Hayır, biz halka propaganda yapıyoruz, halk bizi destekliyor ama militanların, parti üyelerinin kim oldukları bilinmiyor. Çünkü parti üyeleri halk hareketine karşı faşist ve saldırgan bir politika güden devletin eline düşmemek için güvenlik önlemleri alıyorlar. Böyle önlemler alınıyor, çünkü Kolombiya’daki halk hareketleri tarihine bakacak olursak bu tarihin politik katliamlarla dolu olduğunu görürüz. Örneğin, Vatansever Birlik’e üye dört binden fazla militan öldürülmüş, takip edilmiş, kaybedilmiş ve işkence görmüştü. Bu yüzden de devrimci çalışmanın en güvenli biçimde gizlilikle yapılabileceği sonucuna vardık.
Gençler PCCC’ye nasıl giriyor ve partiye gençlerin katılımı hangi düzeye ulaştı?
Partiye pek çok düzeyden katılım gerçekleşti, özellikle de kitleler içinden. İşçi, köylü, öğrenci mücadeleleri içinde, halkın tüm kesimleri arasında yoldaşlar olduğunu söylemiştim. İşte bu çevreler içinde politik militanlıkta niteliksel adımlar atmayı isteyenler oluyor. Ya da daha önceden Marksizm-Leninizm’le tanışan insanlar partiye katılıyorlar. Genç Bolivarcılar Hareketi’ni kuran PCCC, Simon Bolivar’ın düşüncelerini benimsemiş kişilere de halk savaşını yürütmek için önemli bir silah olan Marksizm-Leninizmi öğretiyoruz. Bu kişiler de partinin birer militanı haline geliyorlar.
Partiye girecek kişinin Marksist-Leninist dünya görüşünü benimsemiş, bu görüşe uygun bir devrim projesine inanmış, halkın çıkarlarını, sosyalizmi giderek daha iyi savunmasını sağlayan yüksek bir bilince sahip olması gerekir. Sonuç olarak PCCC’ye giren insanlar halkın bağrından, halkın mücadelesinin içinden çıkıyorlar. Soyut, sıradışı kişiler değil bunlar, halk liderleri, halkın içinden çıkan kişiler. Bu kişiler PCCC’ye, FARC-EP’ye giriyorlar ya da Yeni Kolombiya’yı hedefleyen Bolivarcı harekete katılıyorlar.
Diğer sorunuza gelince, şu anda partide pek çok genç var. Bu gençler sadece gençlik cephesinde değil, aynı zamanda kitleler içinde de faaliyet gösteriyorlar. Başka deyişle PCCC’de gençliğin dışında pek çok alanda faaliyet gösteren gençler bulabilirsiniz.
Peki genç militanların PCCC’de liderlik konuma gelme fırsatı oluyor mu?
Biz PCCC militanları parti yöneticiliğe gelmek hedefiyle mücadele etmezler. Daha doğrusu, PCCC’ye giren bir kişi halk için ve halk adına iktidarı almak için savaşması gerektiğinin çok iyi bilincine varması gerekir. Önemli olan budur. Gelişimine, politik kapasitesine, örgütte edindiği tecrübeye, halk savaşında aldığı tutuma bağlı olarak örgüt içinde daha büyük sorumluluk isteyen görevler alabilirler. Şu anda böyle görevleri yerine getiren gençler vardır. Ayrıca, parti içinde faaliyet gösteren pek çok militan FARC-EP’nin gerilla cephesinde de yer almaktadır. Bu da parti üyelerine yeteneklerini sadece örgütlenme alanında değil, askeri konularda da gösterme fırsatı sağlamıştır.
PCCC’nin sadece parti içinde değil, aynı zamanda kitlelerin içinde de eğitime büyük önem verdiğini söyledin. Peki eğitim gibi önemli bir konuda gençler ne gibi sorumluluklar alıyorlar?
PCCC’nin tüm militanları gerçeği, daha iyi anlamak için sahip olmak durumunda oldukları Marksist-Leninist ideolojiyi belli bir plan dahilinde öğrenmenin dışında kendilerini geleceğin yeni militanlarının, halkın eğitimcisi olarak hazırlamak durumundadırlar. Ayrıca, militanlara ve Bolivarcı harekete yönelik, FARC’ın Merkez Komitesi’nin belirlediği çizgide bir eğitim vermekle yükümlü yoldaşlar da var. Gençliğin bu tür eğitim çalışmalarında önemli görevler aldığını söyleyebiliriz.
FARC-EP’nin başlattığı Yeni Kolombiya için Bolivarcı Hareket’ten söz ettin. Bu hareket Kurtarıcı’nın (Simon Bolivar’ın) devrimci düşüncelerini sahipleniyor. Gençler bu düşünceleri nasıl karşıladı?
Biz Marksist-Leninistiz. Aynı zamanda Bolivar’dan da esinleniriz çünkü Simon Bolivar’ın düşüncesi ve eylemlerinin halkımızın savaşıyla örtüştüğünü görüyoruz. Simon Bolivar bizim tarihimizin bir parçasıdır. Onun devrimci düşüncesi halkın birliğine başka deyişle Yeni Kolombiya’nın yeni toplumunu fethetmeye giden bir yoldur. Gençlik ise Bolivar’ın düşüncesini tarihsel bir miras olarak sahiplendi. Oligarşi Bolivar’ın düşüncelerini saklamak, Bolivar’ın yaptıklarının ne anlama geldiğini belirsizleştirmek için elinden gelini yapıyor. O halde Genç Bolivarcılar Hareketi’nin temel görevlerinden biri Bolivar’ın düşüncesini Kolombiya gençliğine kitlesel biçimde yaymaktır. Gençliğin Bolivar’ın düşünceleriyle özdeşleşeceğini, bunu bir dayanak noktası olarak kabul edeceğinden eminiz.
Bolivar düşüncesinin en önemli ilkelerinden biri dayanışma, enternasyonalizm, anti-emperyalizm ve en önemlisi Latin Amerika ve Karayipler’in birleşmesidir. Parti bu düşünceleri nasıl değerlendiriyor?
Size Marksist-Leninist olduğumuzu söylemiştim. Bu bizim enternasyonalist olmamızı, sosyalist devrimi ve bunun komünizme ilerlemesini hedeflememizi de gerektiriyor. Ama aynı zamanda Bolivarcı olduğumuzu da söyledim; Bolivarcı olmak yüksek dayanışma, birlik ve anti-emperyalizm ruhuna sahip devrimci bir yurttaş olmaktır. Demek ki bu iki görüş birbiriyle çelişmiyor ve birbirlerini tamamlıyorlar. Bolivarcılık halkların özgürlüğünü ve halklar için adaleti hedefliyor, Marksizm-Leninizm de bunu hedefler. Bu hedefler bizim de Latin Amerika ve Karayipler’deki halklarla ve dünyadaki diğer halklarla dayanışma içinde olmamızı, enternasyonalist olmamızı ve halkların egemenliğine saygı duymamızı sağlıyor.
Halklarımızın birleşme idealini hayata geçirmek açısından Kolombiya devrimi gençlerden ve Latin Amerika ile Karayipler’in öğrenci hareketinden ne bekliyor?
Öncelikle Latin Amerika ve Karayip ülkelerindeki gençliğin devrim yapma, halklarını özgürleştirme, Jose Marti, Benito Juarez, Emiliano Zapata, Sandino ve farklı, çok daha fazla ilerlemiş, adaletin çok daha fazla egemen olduğu bir Latin Amerika için hayatlarını feda etmiş daha pek çok devrimcinin bayraklarını taşımak ve aynı zamanda Bolivar’la ilgili derin araştırmalar yapmak gibi sorumlukları var. Gençlik ülkelerini devrimci bir biçimde değiştirme olanağını hiç aklından çıkarmamalıdır. Uluslarımızı tek bir vatan altında, Bolivar’ın “Patria Grande”si (Büyük Vatan -ç.n.) altında, Jose Marti’nin “Nuestra America” (Bizim Amerikamız -ç.n.) dediği ülke altında birleştirme düşüncesini gerçekleştirme olanağı vardır. Kolombiya gençliğinin, Kolombiya devrimci hareketinin kıtadaki diğer gençlerden beklentisi budur. Çünkü bu savaş emperyalizme karşı verilen bir savaştır ve bütün Latin Amerika ve Karayipleri kapsar. Teşekkürler.
Kolombiya dağları, Ocak 2004.
————————-
*FARC-EP (Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri – Halk Ordusu) Kolombiya’nın en eski ve en büyük gerilla örgütüdür. 1964-1966 yıllarında Kolombiya Komünist Partisi’nin silahlı kolu olarak oluşturulmuştur. Berlin Duvarının yıkılışından sonra bazı Komünist Parti yöneticilerinin “bütün mücadele yöntemlerinin birleştirilmesi” yöntemini gözden geçirme ve salt legal mücadele yürütmek üzere silahlı mücadeleyi bir yana bırakma eğilimine girmeleri Partiyle FARC’ın ilişkilerinin 1993 yılında kopmasına yol açmıştır. 2000 yılında FARC, partiyi özellikle genç kadrolara dayanarak Gizli Kolombiya Komünist Partisi olarak yeniden örgütlemiştir. (Stalin Arşivi’nin notu)
Stalin Arşivi çeviri birimi tarafından Türkçeleştirilmiştir. (Haziran 2006)
kaynak: farcep.org