Stalin ve “Stalinizm” - Venezüella KP

Stalin ve “Stalinizm”

Jerónimo Carrera (Venezüella Komünist Partisi)
Dünya burjuvazisi ve onun satılık sözcüleri, tarihte hiçbir kimseden Gürcü devrimci İyusif V. Cugaşvili’den nefret ettikleri kadar (21 Aralık 1879 - 5 Mart 1953) nefret etmedi ve kimseye ona ettiği kadar hakaret etmedi. Vaftiz adını değiştirerek Stalin adını alan İyusif V. Cugaşvili, insanlık tarihinde hep bu isimle hatırlanacak.

Emperyalist propagandacılar bu isimle ilgili bir efsane uydurdu; onu suçun, her türlü kötülüğün kişileştiği biri olarak gösterdiler. Çeşitli ülkelerin burjuvalarının pazarlara hakim olmak için iki dünya savaşı çıkartarak milyonlarca insanın ölümüne yol açtığı yirminci yüzyılda, yersiz ithamlarla, Stalin günah keçisi yapılmak isteniyor. Tabi kimse, Nagazaki ve Hiroşima kentlerinin üzerine atom bombalarının atılması emrini veren, böylece yüzbinlerce sivili katleden Harry Truman’ı tartışmıyor. Sadece yaşlıların, çocukların ve sakatların yaşadığı Almanya’nın savunmasız Dresden kentinin bombalanması emrini veren Winston Churchill’den de söz eden yok.

Yanki propagandacıları, eskiden kötülüğün temsilcisi olarak bir zamanlar Adolf Hitler’i gösteriyorlardı; son zamanlarda bu rol Yugoslav lider Slobodan Miloseviç ve Irak lideri Saddam Hüseyin gibi kişilere verildi. Şimdi, daha düşük düzeyde olsa da, aynı şeyleri başkanımız Hugo Chavez’e de yapmaya çalışıyorlar. Bu yaklaşım, insana “Aziz George ve Ejderha” efsanelerini hatırlatıyor; tabi burada Aziz George rolünü emperyalistler kendilerine veriyorlar. Anglo-Sakson mantığı bütün rakiplerini haydut olarak görmeye ihtiyaç duyar.

Aslında, alışılmış anti-komünizm propagandasının kör ettiği pek çok solcunun da katıldığı Stalin’i hedef alan bu aralıksız saldırı kampanyasının amacı, sosyalizm fikrini insanların gözünden düşürmektir.

Kapitalizmin krizinin saklanamadığı, sosyalist çözümün tek gerçek çözüm yolu olduğunun açıkça görüldüğü bu günlerde, Stalin figürünü merkeze alan bu iftira kampanyaları, pratikte, dünyayı bir çıkmaza sürüklemeye çabalamaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Bu amaçla, Washington’un uşakları, sosyalizmin sahte biçimlerini - küçük burjuvazi tarafından yaratılan bazı yanılsamaları - ve sosyalist inşanın somut deneyimlerini çarpıtılmış bir tarihsel bakış açısıyla sunma gayreti içerisindedir.

Bununla birlikte, sosyalizmin ancak Marx ve Engels tarafından Komünist Manifesto’da ortaya koyulan bilimsel sosyalizm yasalarının, ulusal özelliklerin ve dönemsel koşulların ihtiyaçlarını dikkate alınarak uygulandığında yaşama geçirilebileceği gittikçe daha açık hale gelmektedir. Tam olarak Lenin ve Stalin’in SSCB’yi kurarken ve geliştirirken yaptıkları gibi.

Beyaz Rusya Cumhuriyeti’nin Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko’nun geçen Eylül ayında New York’ta gerçekleşen 60. BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında sarfettiği şu anlamları sözleri hatırlatmak yerinde olacaktır: “…ülkemin, Sovyetler Birliği’nin son bulmasından bu yana on beş yıl geçti. Bu son, dünya düzenini dramatik bir biçimde değiştirdi. Hatalı yanlarına ve liderlerinin ona ihanet etmelerine rağmen Sovyetler Birliği pek çok ülke ve halk için umut kaynağı ve dayanaktı. Sovyetler Birliği dünyayı dengede tutuyordu…”

Stalin, şüphesiz, Sovyet Devleti’nin en büyük inşacısıydı; Stalinizm ise o dönemle uyum içerisinde, böyle başarılı bir inşayı mümkün kılan ana planın adıydı.

(Haftalık La Razon dergisinin 571. sayısında, 18 Aralık 2005 tarihinde yayınlanmıştır.)
Stalin Arşivi çeviri birimi tarafından Türkçeleştirilmiştir. (Nisan 2006)

kaynak: http://www.northstarcompass.org/nsc0601/stalinism.htm

Yorum yapma kapalı.