Anti-Stalinizm: Çağdaş Tövbekarların İdeolojisi*
Rizospastis Gazetesi

“Stalinizm” ve diğer şeyler hakkında
Yunanistan Komünist Partisi’nin günlük gazetesi Rizospastis’de yayınlanan bu makalede Yoldaş Nikos Seretakis, emperyalizmin komünizme bir saldırı aracı olarak kullandığı “Stalinizme karşı mücadele” sorunu üzerinde görüşlerini ortaya koymaktadır.
Nikos Seretakis
26-01-2006
Avrupa’da sosyalist sistemin tersine dönüşüyle ilgili bir ilk yaklaşımı içeren 1995 ulusal konferans metnimizde şu görüşlere de yer verilmişti: “ Emperyalizm ‘Stalinizm’ kavramı etrafında İkinci Dünya Savaşından sonraki sosyalist sistemin oluşumuna karşı sınıf kinini ortaya koymaktadır.”
Bu hükmün yalnız geçmişi değil, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesinde tartışmaya açılan antikomünist tasarı bayrağı altında Avrupa’da başlatılan günümüzün antikomünist haçlı saldırısını da aydınlattığını görmek kolaydır. Karar tasarısının metni bile yeterince kaygı vericidir ancak asıl kaygılar bu tür kararların varmak istediği yer ve bu kararı yaratan zihinlerin meşgul oldukları şeylerdir.
Aynı derecede anlamlı bir durum kendilerini açıkça Bay Lindblad’ın ve türdeşlerinin ülkemizde iç savaştan sonraki propagandayla pek farkı olmayan argümanlarıyla kolayca özdeşleştirebilen Avrupa Sol Partisi gibi ve onun yöneticilerininki gibi oportünist yapıların tutumlarıdır.
Aylarca bu konuda dili tutulmuşçasına tek söz etmeyen Avrupa Sol Partisi sonunda, -tabi ardından derhal “Sosyalizmin temel fikriyle tamamen karşıt olan Stalinizmin suçlarının net olarak kınanması dışında” diye ekleyerek- Avrupa Konseyi’nin kararını “onaylamadığını” açıkladı. Demek ki, tasarının argümanlarını alkışlıyor, itirazı ise yalnızca prosedür ayrıntılarınadır! Fransız Komünist Partisi ise özellikle, kendisinin virajı alma işini zamanında hallettiğinin altını çizme ihtiyacı duymuştur: “FKP, komünist projenin temelinde olan insancıl ve demokratik ilkeleri onca zaman küçük düşüren ve hala da yer yer küçük düşürmeye devam eden özgürlük ihlallerini SSCB’nin düşmesini beklemeden kınamasını bilmiştir.” L’Aurore gazetesi kendince “kızgınlığını” dile getiriyor: “Aleka** Stalinizmi savunuyor!”
Bütün bunlar bizi şaşırtmıyor. 20. yüzyılda Avrupa’da ve SSCB’de tanıdığımız komünist ve sosyalist harekete düşmanlık Avrupa Sol Partisi’nin karakteristik fizyonomisidir. Şunu da unutmayalım ki, antifaşist zaferin 60. yılı vesilesiyle girişilen şimdiki antikomünist saldırıyla çakışacak biçimde (acaba sadece bir rastlantı mı?) “Stalinizmin kınanması” tartışmasını ilk gündeme getiren Avrupa Sol Partisi’nden başkası değildi. Bu da ASP’nin ideolojik eğilimleri bakımından günümüzün antikomünist akımıyla tam bir uyum içinde olduğunu kanıtlamıştır.
ASP’nin antidemokratik ve antikomünist manevralar karşısında veya anti-emperyalist savaşımı destekleme konusundaki bugünkü bağıran inisiyatif yokluğu bir sürpriz olmamıştır. Avrupa’da Komünist partiler yasaklanırken, komünistler seçimlerden dışlanırken, hapsedilir ve kovuşturulurken, ya da sembolleri yasaklanırken de onların sesi duyulmuyordu.
ASP’nin başkanı Fausto Bertioni “Stalinizmin reddedilmesi bizim politik kimliğimizin bir parçasıdır” derken başka türlüsü de mümkün olamazdı. (8-9 Ocak 2005 tarihinde yapılan ASP icra kurulunda bu sözler söylenirken, ASP’nin gözlemci üye partisi Bohemya ve Moravya Komünist Partisi kapatılma tehdidiyle karşı karşıyaydı)
“Kopuş gerçekleştirmemiz gereken şey Stalinizmdir. Bunu yapmazsak, bu ASP’nin sonu olacaktır”, Alman PDS’den Wolfgang Gerke böyle söylüyor. Bir başka PDS üyesi Michael Schuman aynı toplantıda “Stalinizmin kınanmasından” neyin anlaşıldığı hakkında en son şüpheleri de yok ediyor: Bay Schuman’a göre Stalinizm “eski sosyalist ülkenin bütün deneyimidir” ve şunu da özellikle hatırlamak ihtiyacı duyuyor ki “Stalinistler kendilerine Marksist-Leninist derlerdi.”
Avrupa Sol Partisinin Roma’da yapılan 2004 kuruluş kongresinde “antistalinizm”i eleştirerek sorunun Stalin olmadığını belirten ve “sorun, Ekim devrimidir, sorun Lenin ve bütün 20. yüzyılın komünist deneyimidir ve bunu bir kenara atamayız” diyerek gerçeği dile getiren Yeniden kuruluş eğiliminden Claudio Grassi’ye hakkını vermek gerekir.
“Taştan yıllar”da [Yunanistan’da] Stalin’i inkar etmek hapisten çıkmak demekti. Tövbe etmenin modern ifadesi ise Bay Lindblad ve türdeşlerinin dağıttığı bir sertifikaya, kararın “Asamble totaliter komünist rejimlerin işledikleri suçlara rağmen, bazı Avrupalı partilerin demokrasinin gerçekleşmesine katkıda bulunduklarını tanır” diyen 4. maddesine dayanmaktadır. İşte Avrupa Komisyonunun o da yalnızca “bazı Avrupalı partilere” verdiği zavallı geçiş izni. Herkes layık olduğu yerini bulmuş!
Rizospastis, 22 Ocak 2006
http://www.rizospastis.gr/page.do?publDate=22/1/2006&id=6301&pageNo=2&direction=1
[*] Başlığı biz koyduk. Stalin Arşivi
[**] Aleka Papariga, Yunanistan Komünist Partisi Genel Sekreteri. Paparhiga’nın Antikomünist karara karşı YKP basın konferansındaki konuşmasından bir özet için bkz: http://stalinkaynak.com/paparhiga.htm
Stalin Arşivi çeviri birimi tarafından Türkçeleştirilmiştir.