Pol Pot’un Dostları- John Pilger*

 

“Bu benim görevim”, diye yazar, Beslen’de Nazi ölüm kampının kurtarılışını izlemek üzere orada bulunan Times’in Londra muhabiri, “insanın akıl alma gücününü ötesinde bir şeyi anlatmak.” Ben de 1979 yazında Kamboçya’ya vardığımda böyle hissetmiştim. Sessiz bir nem içinde, evler, resmi binalar, oteller ve okullar boştu, sanki o gün tatil edilmişti. Geri çekilen Kızıl Khmer tarafından havaya uçurulan Ulusal Banka harabe halindeydi, yerdeki bir hesap defterinin üzerinde bir gözlük duruyordu. Öğleden sonra muson yağmuru kesildi, yakındaki sokaklar parayla dolmuştu ve yepyeni banknotlar lağım sularında yıkanıyordu. Çocuklar, öksüzler, bunları topluyor ve yakacak yapıp ısınmaya çalışıyorlardı. Yanan paraların çıtırtıları hala kulaklarımda. 

Sanki bir serap gibi, bir futbol sahasında arabalardan bir piramit yükseliyordu. Bir ambülans, bir itfaiye aracı, polis arabaları, buzdolapları, çamaşır makineleri, televizyonlar, telefonlar ve yazı makineleri… Bütün bunlar buraya 1975′in 17 Nisan’ında iktidara gelince Sıfır Yılı’nı ilan eden Pol Pot’un dev süpürgesiyle atılmıştı. Bu tarihten itibaren onlara sahip olan herkes, bir şehirde ya da kasabada yaşayan herkes ya da bir yabancıyı tanıyan veya onunla iş yapmış olan herkes ölümcül tehdit altındaydı. Bir buçuk milyondan fazla insan ölecekti, — hatta Yale Üniversitesinden bir ekip tarafından en son bulunan toplu mezarlar bu birbuçuk milyon tahmininin gerçek sayıya oranla çok küçük olabileceğini gösterdi. İktidarda kaldığı üç yıl ve sekiz ay boyunca Pol Pot ve ortaçağcı ortaklarının ulusun üçte birini katletmiş olabileceği düşünülüyor.

Pol Pot’u tek başına bir canavar olarak hatırlamak çok kolay ve çok tehlikelidir. A.B.D basınının onun ölümünü duyurusunda dikkati çeken onun iktidara yükselmesinde A.B.D.’nin suç ortaklığının, -iki on yıl boyunca devam eden bir ortaklık, göz ardı edilmesiydi. Gerçekte Pol Pot ve Kızıl Khmer  Vaşington ve Birleşik Devletler, İngiltere, Çin ve Tayland hükümetleri onun iktidarı ele geçirmesine ve korumasına yardım etmemiş olsalardı tarihte bir hiç olarak kalacaktı ve bir çok insan da bugün hayatta olacaktı. Başka bir deyişle, kafatası dağlarının ikonik resmine, kendi emperyal ihtiyaçları doğrultusunda Pol Pot’a arka çıkan Faustvari partnerlerinin resimlerini de eklemek gerekir.

Henry Kissenger’ın bu yakınlarda Birleşik Devletlerin ve özellikle de Nikson yönetiminin Kamboçya’daki dehşette hiçbir sorumluluğu olmadığını açıkladığını duymak gerçeğin inkarını ve aklımıza hakaret edilişini duymak demekti. Şu var ki Kamboçya’nın kabusu Sıfı Yılı’nda değil, daha önce, ABD’nin Kamboçya’nın tarafsız bölgesini 1970′teki işgaliyle başladı. İşgal aşırı derecede etnik milliyetçi Maoist eğilimli küçük bir grup olan Kızıl Khmer’e, Kamboçya halkı içinde ciddi bir temeli olmadığı halde bir devrimi tetikleme imkanı verdi. 1969′la 1973 arasında, Kuzey Vietnam’ın lojistik üslerini -ki bunların çoğu gerçekte yoktu- yok etmek amacıyla gerçekleştirilen ABD bombardımanları Kamboçya köylülerinin üçte birini öldürdü.1973′teki altı aylık bir periyotta, Amerikan B-52 bombardıman uçakları, çoğu saz barakalarda yaşayan Kamboçya köylülerinin üzerine bütün ikinci dünya savaşı boyunca Japonya’ya atılmış olandan daha fazla bomba yağdırdı, Hiroşima’nın beş katına eşit ölçüde. 1978 yılı içinde gizliliği kalkan ABD resmi dokümanları Amerikan terörünün Pol Pot’un iktidara gelişinde oynadığı kritik rol hakkında bütün kuşkuları geçersiz kılıyor. 2 Mayıs 1973 operasyonları hakkındaki raporda CİA yöneticisi “Bombalamaları başlıca propaganda konusu olarak kullanıyorlar”diyor. “Bu yaklaşım bir çok genç insanın kazanılması sonucunu veriyor ve propaganda özellikle B-52 saldırılarından kaçan sığınmacılar arasında etkili oluyor.”

Kissinger ve Nikson’ın başlattıkları işi Pol Pot tamamladı. Yine de, ABD ve Çin buna izin verse de, Kamboçya’nın acıları Vietnam Kızıl Khmer’in iki yıldan beri süren sınır saldırılarına karşılık vererek ülkeyi Ocak 1979′da özgürleştirdiğinde dindirilebilirdi. Ancak ABD hiç vakit kaybetmeden sürgündeki Pol Pot’a desteklemeye başladı. Reagan’ın Beyaz Saray’ıyla Kızıl Khmer arasında eski bir CİA yönetici olan Dr. Ray Cline’ın Pol Pot’un Kamboçya’daki operasyon üssüne yaptığı gizli ziyaretle doğrudan temas kuruldu. Cline daha sonra Başkan Reagan’ın dış ilişkiler danışmanı olacaktı. Bir yıl içinde CİA ve diğer istihbarat birimlerine bağlı 50 kadar ajan Bangkok’taki ABD Büyükelçiliğini merkez alarak ve bütün Tayland-Kamboçya sınırı boyunca Vaşington’un Kamboçya’ya karşı gizli savaşına giriştiler. Amaç büyük Sovyet düşmanı ve Pol Pot’un en uzun süreli destekçisi olan Çin’i tatmin etmek ve Kızıl Khmerleri ABD’yi bölgede aşağılayan Vietnam karşısında kullanmak üzere diriltmekti. Kamboçya artık bir ABD’li uzmanın deyişiyle, Amerika’nın “Vietnam savaşındaki son cephesiydi”,  “böylece bu savaşta daha iyi bir sonuç elde edebilecektik.”  

İki ABD’li yardım görevlisi, Linda Mason ve Roger Brown şunları yazdı, “ABD hükümeti Kızıl Khmer’in beslenmesinde ısrar etti… ABD Kızıl Khmer’e yapılan yardım operasyonunun alışılmış türde bir Uluslar arası yardım operasyonu olarak yansıtılmasını tercih etmiştir.” 1980 yılında, ABD baskısı altında Dünya Besin Programı 12 milyon dolardan fazla bir değerde yiyeceğin Kızıl Khmer’e ulaştırılmasını sağladı. O sene içinde ben de bir Birleşmiş Milletler konvoyu içinde Tayland’dan Kamboçya’ya geçmiş ve bir BM görevlisinin yardımları bir Kızıl Khmer generali olan Nam Phan’a teslim edişini filme almıştım, Batılı yardım görevlileri bu kişiyi Kasap olarak tanıyordu. Bu yardım ve Çin’in Tayland üzerinden sürdürdüğü silah akışı olmasaydı kuşkusuz Kızıl Khmer yok olup gidecekti.

Şayet ABD bombardımanı Kamboçya soykırımının birinci, Pol Pot’un Sıfır Yılı de ikinci aşamasıydıysa, üçüncü aşama Vaşington’un kullandığı BM’nin ve bölgedeki müttefikleriyle Çin’in, Kamboçya’yı Vietnam’ın cezalandırılması için kullanmaları olmuştur. Vietnam birliklerinin Kızıl Khmer’in ülkeye geri dönmesini engellemesi ve Phnom Penh’de Hanoi yanlısı bir hükümet oluşturmasından sonra, BM Kamboçya’yı bütün Uluslar arası ticaret ve iletişim anlaşmalarından hatta Dünya Sağlık Örgütü’nden bile dışlayan bir ambargo uygulamaya koydu. BM yalnızca tek bir Üçüncü Dünya ülkesine kalkınma yardımını kesti: bombayla harap olmuş ve yıllarca unutulmuş Kamboçya. ABD ambargoyu kesin bir katılıkla uyguladı, Küba ve Sovyetler Birliği’ne bile bu kadar katı davranılmamıştı.

Pol Pot, iktidardan zamanından önce uzaklaştırıldığı için Batılı işbirlikçilerine darılmışsa bile, 1992 yılında yürürlüğe konulan Batılı ülkeler ve Çin tarafından dayatılan işlemesi imkansız bir BM “barış planı”na müteşekkir olduğuna şüphe yok. Vaşington ve Pekin’in ısrarıyla, Kızıl Khmer, BM operasyonuna meşru bir “savaşan taraf” olarak katıldı; açıklaması Kızıl Khmer’in dışarıda bırakılamayacak kadar güçlü olduğu şeklinde yapılıyordu. Zamanla argüman tam tersine döndü. BM’nin Kamboçya’daki “başarıları” sayesinde, Kızıl Khemr “fiilen ortadan kalktığı” iddia edilmeye başladı. Oysa 1993’de BM’nin askeri haritaları Kamboçya’nın yarısında Pol Pot’un BM bölgeye gelmeden önce sahip olmadığı askeri üstünlüğü elde etmiş olduğunu gösterdi. Phnom Penh’deki BM sözcüsü Eric Falt görüşmemize bana şöyle dedi “anlamalısınız, barış süreci Kızıl Khmer’e saygınlık kazandırmayı amaçlıyordu.”

Kızıl Khmer yöneticilerinin BM görevlileri tarafından karşılanmasını izledim, bu görevlilerin kıtaları aşarak buraya onlara saldırmak için gelmediği belli oluyordu. Khieu Samphan, bir keresinde Kızıl Khemr’in yaptığı tek hatanın yeterince öldürmemek olduğunu söylemiş olan Pol Pot’un başlıca uşağı, Phnom Penh’deki Birleşmiş Milletler gününün bir davetlisi olarak ABD ve diğer BM birlikleri tarafından selamlandı.

Batı ve onun aracı olarak BM, Kamboçya’ya seçimleri, “serbest piyasayı”, AİDS’i ve yolsuzluğu, yetmişlerin başında bir yandan Amerikan B-52 bombardımanlarının sürerken diğer yandan Kızıl Khmer’in şehirlere ve kasabalara sızdığı o gerçekdışı ve şiddet dolu günleri hatırlatan her şeyi geri getirdi. Bu sızmanın yeniden alttan alta başlamış olması olgusu geçen sene içinde Kamboçya’nın “ikinci başbakanı” olarak adlandırılan Hun Sen’in, Kızıl Khmer’in hakim olduğu koalisyon hükümetinin lideri olan sürgündeki “birinci başbakan” Prens Ranariddh’in güçlerine ve taraftarlarına saldırmasının koşullarını oluşturmuştur.

Kızıl Khmer’ler bitti mi? Şüphem var. En canalıcı soru şu:  Zamanında Pol Pot’u destekleyerek ellerini kanla yıkamaktan çekinmeyen bu yabancı hükümetler, acaba yıkımına bizzat yardım ettikleri ülkeyi yeniden inşa etmeye yardımcı olacaklar mı? Henry Kissinger şunları söylerken sanki bu soruya cevap vermiştir: “Neden bazı Kamboçyalıların diğerlerine yaptıkları için kendimize eziyet edecekmişiz?”

The Nation. Cilt: 266. Sayı: 17.

11 Mayıs 1998

 ilk kez Stalin Arşivi tarafından Türkçeleştirilmiştir. (2 Ocak 2006)
 

——————————————————————————–

* John Pilger iki kere İngiltere’nin en büyük gazetecilik ödülünü almıştır. Belgesel filmleri ABD ve İngiltere’de birçok ödül kazanmıştır.

Yorum yapma kapalı.